Benim Büyük Ailem
Yazar: Duru Dermirkan (11 yaşında)
Editör: Elif Mina Direk (11 yaşında)

Merhaba ben İlayda. Siyah saçlarım, kahverengi gözlerim var. Beş yaşındayım. Hazal ve birkaç kadınla beraber evimizde yaşıyoruz. Çoğunlukla evimizde oturuyoruz günde bir saat dışarı çıkıyoruz. Beraber yaşadığımız Selin abla bana kumaş bir salıncak yaptı. Onda sallanmak çok keyifli. Selin ablayı çok seviyorum. O annemle benim yattığım ranzanın üst katında yatıyor.
Burada her şeyin zamanı var mesela öğle yemeği zamanı, bahçe zamanı (mevsimlerden kış olduğu için dışarıda pek vakit geçiremiyoruz.) Bazen bahçe zamanı sanki hiç gelmiyor gibi hissettiğim ve sıkıldığım zamanlarda ise Selin ve Nisa ablalarım bana okuma yazma öğretiyorlar bunun çok önemli olduğunu söylüyorlar. Sesli ve yavaş da olsa biraz okuyabiliyorum. Çok zeki olduğumu söylüyorlar.
Bir gün gece ışıklar kapandığında Selin ablamın ağladığını duydum, annemi uyandırmadan yataktan indim ve merdiveni tırmandım. Beni görünce şaşırdı ve hemen gözünü yorgana sildi, gidip kucağına oturdum.
- Ne oldu Selin abla, ağlama lütfen.
- Merak etme sadece ailemi özledim.
- Aile ne?
- Birlikte yaşadığın, seni seven kişiler.
- Hıım o zaman benim ailem; sen, annem ve bu evde yaşayan bütün kadınlar
- Evet.
- İlayda artık geç oldu hadi aşağıya in.
- Aklımda sorular vardı ama aşağıya indim ve uyudum.
Sonraki günlerden birinde Nisa ablamın gitmek zorunda olduğunu öğrendim. Anneme nereye gideceğini sordum, nereye gidecekti ki bahçeye mi? Annem bilmediğini ama bir daha onu göremeyebileceğimizi söyledi. Koşup Nisa ablaya sarıldım, konuşamadım ama yine de birbirimizi anlamıştık. Sonraki gün bir çanta hazırladı ve tek tek 14 kadına (evimizde 14 kadın var hepsini saydım) sarıldı. En sonunda bana sarıldı ve gitti. Gün yavaş geçti. Bu sırada annem doğum günümün yaklaştığını söyledi ve doğum günümden bir gün sonra çok özel bir şey olacağını söyledi bunu söylerken gülümsüyordu ama üzgün olduğunu hissetmiştim. Doğum günüme kadar herkes bana çok iyi davrandı, anlam veremedim ama yine de bu hoşuma gitti. Doğum günümün olduğu gün annem ve Selin ablam bana pasta yapmışlar iyi ki doğdun şarkısını söyledik ve pastayı yedik. Hayatımın en güzel günüydü çok eğlendim akşam annemle yatağa oturduk. Sesi titreyerek konuşuyordu. Bana iyi bir insan olacağıma ve kimsenin sözünden çıkmayacağıma dair söz verdirdi, anlamlandıramadığım şeyler oluyordu. Gece annem bana en sevdiğim masalı okudu ve sarılarak uyuduk.
Sabah annemin bir çantaya bütün eşyalarımı koymuş olduğunu fark ettim. Annemin yanına gittim. Ben daha hiçbir şey demeden yine sesi titreyerek çok güzel bir eve gideceğimi ve yine de ara sıra birbirimizi görebileceğimizi söyledi. Hiçbir şey anlamamıştım. Herkese sarıldım Selin ablaya yakında görüşürüz dedim, annem ve o ağlıyorlardı. Annem dün verdiğim sözü tekrar vermemi istedi. En sonunda anneme kocaman sarıldım. Üniformalı bir abla beni evimizden çıkardı ve büyük bir kapıdan geçtik. Kapıda ceza evi yazıyordu demek evimizin adı ceza eviydi. Ablaya ne olduğunu sordum o da hapishanede doğmuş çocukların altı yaşlarından sonra sevgi evine götürüldüğünü söyledi. Sevgi evi yazan başka bir kapıdan geçtik. Sevgi evi güzel bir yer olmalıydı.


