Bir Ejder Hikâyesi
- Hümeyra İŞCAN
- 31 Tem
- 2 dakikada okunur
Yazar: Hümeyra İşcan (14 yaşında)
Çizer: Şevval Koçoğlu (11 yaşında)
Editör: Bilge Sahra Özmen

Sabah kalktığımızda her yer bembeyazdı. Kar yağmıştı ve aralıksız yağmaya devam ediyordu. Karın yağarken çıkardığı sesin yanı sıra başka bir ses daha çıkıyordu. Bu ses apartmanımızda yeni bir şeyler olduğunun habercisiydi, emindim.
Ama komşularımız bu sefer işin dozunu kaçırmıştı. Bundan da emindim.
Annem, “Dayanamayacağım ben,” dedi ve en muhabbetli komşusuna gitmeye karar verdi. Babamı da bırakmadı, daha doğrusu bırakamadı. Çünkü böyle zamanlarda kesin olarak annemin komşuları bir şeyler alırdı. Bu gibi olaylarda tecrübeli olduğumuz için babam da annemi göndermek istemedi. E, babam yer miydi bunca zaman sonra?
Babam annemle mücadele ediyordu. Acaba kim kazanacaktı? Tabii ki de annem! Babam tecrübeliydi ama her evde olduğu gibi bizim evde de bazı kararları annem alıyordu. İşte, bu kararı da annem aldı. Babam ise yine söyleniyordu:
- Neden bana yardım etmiyorsun Ark? Bak yine komşulardan gördüklerini alacak annen.
İstediklerini alıyoruz sonra komşuların aldıkları eşyalar çıkıyor...
Babam böyle şeyler söyleyedursun annem gelmişti bile. Mutluydu. Babamınsa kendi kendine “Yine ne aldıracak bana bu?” diye düşündüğüne emindim çünkü öyle görünüyordu. Babamın düşündüğünü görürseniz kesinlikle para mevzusu vardır. Neyse, annem geldi ve şunları söyledi:
- Komşular evlerine ejderha almış. Bu kışta zaten hiç kimse ısınamıyordu. Dışarıda da lapa lapa kar yağıyor, evin içine ise her delikten soğuk giriyor. Bence biz de alalım. Ejderhanın ateşiyle ısınırız. Yoksa bu gidişle evden bir yere gitmesek bile donacağız. Ne dersiniz?
Annem konuşurken ben evimizde ejderha olursa canımın sıkılmayacağını düşünerek hemen bu teklife, “Evet,” dedim. Babam da itiraz edemedi. Çünkü itiraz etse de annemin o ejderhayı aldıracağını düşünüyordu. Ve ejderha işini de geçe bırakmadı, hemen almaya gitti. Biz de annemle beklemeye başladık. Zil çaldı, ben kapıyı açmaya gittim. Kapıyı açtığım anda bir ses geldi:
- Ark, Ark... Uyan oğlum, uyan!


