ESİN`İN PEŞİNDE
Yazar: Fatma Zehra Şahin (9 yaşında)
Editör: Lina Birinci (11 yaşında)

Arkadaşım Rabia ile konuşuyordum, sanırım onu çok kızdırmış olacağım ki telefonu yüzüme kapattı. Aslında o da beni kızdırdı. Onunla konuşmak istemiyordum. Sakinleşmek için elime bir gazete alıp okumaya başladım. Kendimi kaptırmıştım, ta ki bu yazıyı okuyana kadar; “En çok sevilen müzelerden biri olan Meri Müzesinden büyük büyük dedelerimizin bulduğu, pırlantaya eş değer olabilecek kadar güzel ve parlak, en iyi üçüncü eserimiz olan Esin çalındı, hem de hırsız bir gece vakti pencereyi kırıp girerek çaldı! Şu anda 47 çalışanımız Esin`i arıyor!” yazıyordu. Yazıyı kaç kere okudum bilmiyorum. Ben arkadaşlarımla her hafta o müzeye gidiyordum. Bir çalınma durumunun olması beni çok üzmüştü. Hemen arkadaşlarımı aramalıydım. İlk önce Rabia`yı arayayım diyordum ki onun yerine Damla`yı aramayı tercih ettim. Bir anlık Rabia`ya kızgın olduğumu unutmuşum.
-Merhaba, Damla.
-Biliyor musun, bizim müzeden Esin çalınmış! Hem de senin en sevdiğin.
-Ben de onu diyecektim. Esin, evimde olmasını çok istediğim eser.
-Kim yapmış olabilir ki?
-Bilemiyorum.
-Of ya, kim bilir Rabia ne kadar üzülmüştür? ne de olsa orada bir çalışan.
-Üzülmüşse üzülmüş, ne yapalım!
-Yine mi kavga ettiniz? Neyse, buluşalım mı?
-Tamam, hazırlan seni almaya geliyorum, Mira Kafeye geçeriz.
-Olur, görüşürüz.
Beş dakika sonra hazırdım, arabama atlayıp Damla`nın evinin önünde beklemeye başladım. Biraz sonra Damla evinden çıkarak arabaya doğru koşmaya başladı. Arabaya bindi. İki dakikaya Mira Kafedeydik. Masamıza oturduk, garsondan iki kahve rica ettik, sonra konuşmaya başladık. “Rabia yaptı, biliyorum, çünkü onda anahtar var. Bu yüzden istediğinde müzeye girebilir!” dedim. Dedikten sonra Rabia`yla kavgamızı hatırladım ve ona ne kadar kızdığımı, bir o kadar da hırslandığımı. “O neden yapsın ki, Rabia orayı çok seviyor.” dedi Damla. Kahvelerimiz bitmişti, hemen kahvelerin parasını ödeyip Mira Kafe’den çıktık. Arabaya bindik, yol boyunca “Kesin Rabia çaldı.” deyip durdum. Damla`yı evine bırakıp arabayla eve gittim.
Evde durmak beni bunaltmıştı. Hemen dışarıya yürüyüşe çıktım. Yere düşen yapraklara basarak şarkı mırıldandım. Sonra Meri Müzesi’nin önünden geçtim. Kırık camı hala onarılıyordu. Esin ne kadar da güzel bir eserdi. Niye çalmışlar ki acaba? Meri Müzesine bir daha baktığımda parmak izi bulmuşlardı kime ait olduğuna bakıyorlardı. Yarım saat daha yürüdükten sonra eve dönmeye karar verdim. Az daha yürüdükten sonra bir ses işittim. Arkamdan ayak sesleri geliyordu, sesler yaklaştı yaklaştı ve durdu. Ellerimi arkadan kelepçeledi ve “Tutuklusun” Dedi. Evet, müzenin arka camını kırarak Esin`i çalmıştım. Elveda…


