top of page

G11 G12 Zaman Makinesi ve Küçük Adamlar

  • Zeynep Yaşar
  • 27 Eyl 2025
  • 3 dakikada okunur

Yazar: Zeynep Yaşar (11 yaşında)

Editör: Dilara Çamur (11 yaşında)


G-112 ve G-113,yataktan tam yedide, aynı anda kalktı. Hiç esneyip gerinmeden, şak diye. Etrafta hafif bir parfüm kokusu vardı. Bu kokuyu yapay zekâ evdeki ağır hap kokusunun ikizleri rahatsız etmemesi için gerektiğinde açıyordu. Parfümün bastırmaya çalıştığı ağır koku vitamin haplarından kaynaklanıyordu.“Günaydın G-112 ve G-113.Hava parçalı bulutlu. Saat tam yedi. Tarih 5 Ağustos 2056. Evinizin sıcaklığı 20 dereceye ayarlandı. ” Diye bir ses duyuldu. Şimdi, hikâyeyi burada kesiyorum çünkü size açıklamam gereken birçok şey var. Öncelikle G-112 ve 113. Bunlar robot isimleri değil, insan isimleriydi. Bu yılda insanlara isim soy isim verilmiyordu. Doğum sıralarına göre harf ve numara veriliyordu. G-112 ve 113, kız tek yumurta ikizleriydi. G-112, G-113’ten 5 dakika erken doğmuştu ve bununla her fırsatta hava atıyordu. Görünüşleri tamamen aynıydı: düz kahverengi saçlar, yeşil gözler ve bembeyaz bir ten.  Tenleri o kadar beyazdı ki birbirlerini gece görebilseler ödleri kopardı. Ama böyle bir şey mümkün değildi. Çünkü yataklarının yanında birer buton vardı ve bu butona bastıkları an uykuya dalıyorlardı. Ve bu ikizler, gece tam 9’da uykuya dalmayı tercih ediyorlardı. Sabah tam yedide kalkmaları da butonun marifetiydi. Gece, kaçta uyanmak istediklerini butonun yanındaki tuşlarla yazıyorlardı. Ve istedikleri saatte şak diye uyanıyorlardı. Uyandıklarında duydukları ses ise yapay zekânın sesiydi. Sabah uyandıklarında yapay zekâ onlara saat, tarih, hava durumu gibi bilgileri veriyor ve evin sıcaklığını 20 dereceye ayarlıyordu. Böylece dışarının fazla sıcak ya da soğuk olması sorun olmuyordu. Size her şey harikaymış gibi gelebilir ama ikizler çoğu şeyden şikâyetçiydi. Öncelikle isimlerinden. Tarih kitaplarından bir zamanlar numara ve harfler değil, gerçek isimler kullanıldığını okumuşlardı. Çok güzel isimler vardı: Hülya, Mehmet, Tuğba, Ayşe, Yasemin, Mete, Selim, Yavuz ve Gizem… İkizler, kendilerine birer isim koymuşlardı. Bunu sadece ikisi biliyordu ve kimse duymuyorken birbirlerine bu isimlerle sesleniyorlardı. G-112 Gizem, G-113 ise Yasemin adını tercih etmişti. Bu isimleri tarih dersine çalışırken seçmişlerdi. G-112 yani Gizem, “Keşke bizim de birer ismimiz olsaydı.” diye söyleniyordu ki, G-113’ten “Neden olmasın?” yanıtını aldı. Doğruydu, neden birbirlerine gerçek isimlerle hitap edemesinlerdi ki? O gün bu gündür adları Yasemin ve Gizem. Bu metnin devamında, onlardan bu isimlerle bahsetmemi rica ettiler. Doğanın yok olmasından da şikâyetçilerdi. Kim değildi ki… Artık tek bir ağaç, tek bir çimenlik alan bile kalmamıştı. Su, yapay yollarla üretiliyordu. Havadaki nemi özel makinelerle suya çeviriyorlardı. Doğayı sadece eski fotoğraflardan görebiliyorlardı. Ve ikizler doğayı ilk görüşlerinde gözlerini 1 saat sonra ancak ayırabilmişlerdi. Şimdi hikâyeye devam edebiliriz. Yasemin ve Gizem, Yataktan kalktı, ellerini yüzünü yıkadı ve basit bir kahvaltı yaptılar. Anne ve babaları çoktan evden çıkmıştı, onlar hep altıda kalkardı. Kahvaltıları tost, portakal suyu ve o meşhur vitamin haplarından oluşuyordu. Sonra, doğayı nasıl kurtarabileceklerini konuşarak kendilerini ekstra yumuşak kanepelerine attılar. Gizem, cebinden ortak Vilixlerini çıkardı. Vilix, cebe sığan ama açıldığında tüm duvarı yutan bir ışık kutusuydu. Televizyon görevi görüyordu. Bir düğmesine bastığınızda anında büyüyüp duvara yapışıyordu. O yılda binalar, mıknatıs özellikli duvarlarla yapılıyordu. Çoğunlukla metalden yapılan Vilix, duvara kolayca yapışabiliyordu. Vilix’in bir diğer avantajı ise istediğiniz yerde kullanabilmenizdi. Tabii yakınlarınızda duvar varsa. En sevdikleri kanalı açtılar. Reklamlara denk gelmişlerdi. Geçeceklerdi ki, oynayan reklam çok ilgilerini çekti. Vilixteki ses, “ Artık geçmişi tekrar yaşayabilirsiniz! Cep boyutu zaman makinelerimiz satışta. İnternetten sipariş verebilir, ya da mağazamıza gelebilirsiniz” diyordu. Yapay zekâya ait olduğu açıktı ama ikizlerin kalp atışlarını hızlandırmaya yetmişti. Zaman makinesi üzerine çalışmalar yapılıyordu ama bu kadar çabuk satışa sunulacağını düşünmemişlerdi. Doğayı görmek için geçmişe gitmek zorundalardı. Hemen sipariş verdiler. Ve bir haftada ellerine ulaştı. Yasemin, heyecanla 2025’i tuşladı. Aslında daha geçmişe de gidebilirdi ama 2025’in doğal güzellikleri de gayet iyiydi. Ve bu deneme amaçlıydı. Ama o kadar heyecanlılardı ki, yer seçmeyi unuttular ve bizim lavaboya ışınlandılar. Ben de oradaydım ve elimi yıkıyordum. Birden şok geçirdim. Beni yargılamayın. Banyonuzda ellerinizi yıkarken bir anda birbirinin aynısı bembeyaz tenli iki kız belirirse siz de korkarsınız. Ben korkmakla kalmamışım. Bayılmışım. Ayıldığımda bana tüm olanları anlattılar ve özür dilediler. Ben de bilim kurgu konusu aradığımı hatırladım ve ikizlerin de düzenlemesiyle bu metni yazdım. E tabii ki önce biraz doğal güzelliklerimizi tanıttım ve olabileceği kadar doğayı gezdirdim. Sonra onlara bir fidan hediye ettim. Ellerinde fidanı, sanki kutsal bir şey tutuyormuş gibi tutuyorlardı. Dokusu onlara hiçbir yapay şeyi anımsatmamıştı. Çünkü doğa eşsizdi. Bunu onlar da biliyordu. Fidanı zamanlarına döndüklerinde toprak bir alana dikeceklerdi. Her şeyi eski haline getirmeleri için küçük bir adımdı ama küçük adımlar her şeyi değiştirebilirdi…

 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page