75 Yaşında Uçuş Macerası
Yazar: Elifnur Kayalı (10 yaşında)
Editör: Muhammet Yusuf Doğan (14 yaşında)

Başıma neler geldi, bir bilseniz! Geçen gün kızım Eda yanıma gelip oturdu ve “Müjdem var!” demeye başladı.
- Bir dur, bir dur da müjdeni anlat.
- Baba, beraber Endonezya’ya gideceğiz.
- Hem Seda hem de Yekta beni çok kez götürdü zaten. Uzak Doğu, Yakın Doğu hepsini gördüm. 75 yaşında bir adamım, camiye giderim, Kur’an-ı Kerim’imi okurum. Rahat bırakın beni, siz gidin.
Ama nafile! Altımdan girdi, üstümden çıktı. Bir baktım, uçaktayım. Uçak dediğin teneke kutu, koltukları da pek rahatsız. Oğlumun aldığı rahat mı rahat, kırmızı renkli, kol ve ayak koyma yeri olan okuma koltuğumdan sonra bu yolculuk nasıl bitecek bilemiyorum.
Mola Berceste Bulut’una varmamıza daha iki saat vardı. Neyse ki evden kitap almıştım, okumaya başladım. Kitaba öyle dalmışım ki hostesin uyarısıyla kendime geldim. Eda koltuğunda uyuyup kalmıştı. Eda’nın yanına gidip seslendim.
- Hindistan üzeri Berceste Bulut’una geldik.
Buluta ilk adımımı attığımda, uçağın o karanlık ışığından sonra güneşin parlaklığı gözlerimi kamaştırdı. Ayağımı bulut çevrelerken gözlerim de ışığa alışmıştı. Bulut o kadar yumuşaktı ki adeta bütün yorgunluğumu çekip aldı.
Laf aramızda, seyahatlere laf ediyorum ama bu bulut mola yerlerine bayılıyorum.
Serin ve ferah havayı içime çekerken boş bir bulut aramaya başladım. Az ilerde bir çocuk buluttan kale yapıyordu. Onun yanında, azıcık kestirmenin iyi bir fikir olduğunu düşündüm.
Bir uyandım ki bizim bulut, mola bulutundan ayrılmış!
Çocuğa seslendim
- Evladım, insan uyandırmaz mı? Bizim bulut ayrılmış!
Çocuk, benim söyleyişimin ardından durumun farkına vardı.
Ben bir çözüm yolu bulmaya çalışırken çocuk konuştu.
- Amca, hırkamızı çıkarıp Berceste Mola Bulut’una doğru savursak, belki ilerleyebiliriz.
Bir adım bile ilerleyemesek de hostesler bizi fark etti. Meğer “bulut çeken” diye bir alet varmış. Onunla bulutu çektiler.
Çok ses çıkacağını düşünüp kulaklarımı kapattım. Fakat sinek vızıltısı gibi bir ses çıktı. Meğerse böyle durumlar çok yaşanıyormuş; o yüzden “bulut çeken” diye bir alet üretmişler.
Eda çok korkmuştu. Seda ve Yekta da bunu öğrenince aynı tepkiyi verdiler.
Bir daha beni uzun uçuşa zorlamazlar diye ümit ediyorum…


