Hayalet Arkadaşım
Fatma Zehra Şahin
8 saat önce
2 dakikada okunur
Yazar: Fatma Zehra Şahin (9 yaşında)
Çizer: Ayşe Tezel (10 yaşında)
Editör: Sude Nazlı Erdoğan (13 yaşında)

Hilal'in bağırmasıyla uyandım, “Rukiye abla hadi kalk babamla birlikte yürüyüşe çıkacağız, yarım saat sürer gelecek misin?” dedi. Korkmuştum az daha yataktan düşüyordum. Hilal’e bakarak, “Hayır gelemem ödevlerim var.” dedim. Açık penceremden gelen o zakkum çiçeğinin kokusunu aldım ve etrafıma baktım Hilal`e “Annem nerede?” diye sordum. “Sen uyurken gitti o. Görüşürüz.” dedi. Bende “güle güle.” dedim. Kapının kapanma sesini duydum. Evde tek kalmıştım. Tabi ki Hilal`e dediğim gibi ödev yapmayacaktım, mutfaktan o nefis muhallebiyi alıp televizyonun karşısında keyif çatacaktım. Öyle de yaptım.
On dakika sonra kapı çaldı. Babamlar olamazdı. “Evde yokum.” dedim. Aldırmadı, bu defada zile bastı. Televizyonu kapatıp kapıya yaklaştım ve “Kim o?” dedim. Cevap yoktu ama zile hala basılıyordu. Acaba kim vardı, hiçbir fikrim yoktu. Kapının arkasındaki hayalet bir anda zile basmayı bıraktı ve ben bunu daha önce niye düşünemedim diyerek hayalet olduğu için kapının açılmasına gerek kalmadan içeri daldı. Hayaleti görür görmez “Ben seni masal kitabından tanıyorum, sen Mandalina olmalısın.” dedim. Hayalet “Hayır Mandalina benim kuzenim ben, Denizatı” dedi. “Denizatı sana bir şey soracağım. Hani sen hayaletsin ya senin hiç canavar gibi arkadaşların var mı?” diye sordum. Denizatı “Tabii ki arkadaşlarım var ama evdeler. Şey… ben patates almaya geldim. Bizim orada pek bulunmaz,” dedi. “Eviniz nerede?” diye sordum. Denizatı “Bu evin karşısı boş biz orada yaşıyoruz” dedi. “Yani istediğimde sizin eve gelebilecek miyim?” Denizatı “Evet ne sandın ama çarşambaları gelme çünkü o gün... Söylemesem daha iyi olur.” dedi.
O sırada kapıdan bir anahtar sesi geldi. Babam ve Hilal gelmişti. Hilal hayaleti gördüğü anda çılgınlar gibi hayalete doğru koşmaya başladı ve sarıldı daha doğrusu içinden geçti. Babam ise hayalete bakarak “Ne, evimizde bir hayalet mi var!” dedi heyecanla. “Ben hayaletleri çok severim sakın bir yere ayrılma. Çay demliyorum birlikte içeriz.” dedi.
Bir anda kapımız gümbürtü ile menteşelerinden sökülüp yere düştü. Canavar kapının önünde duruyordu, hayalete dönerek “Haydi gel Denizatı, patates aldın mı, çarşamba için hazırlık yapmalıyız.” dedi. Hayalet hızlıca mutfaktan patatesleri aldı ve bir anda ikisi gözden kayboldular.


