top of page

Ay Dünya'ya Karşı

  • Zeynep Didar Genç
  • 7 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Yazar: Zeynep Didar Genç (9 yaşında)

Editör: Elif Mina Direk (10 yaşında)

Çizer: Berra Çanakcı (11 yaşında)

Bir sabah herkes uyandığında tuhaf bir şey fark etti: Kasabadaki tüm renkler kaybolmuştu. Evler, insanlar, ağaçlar… Her şey gri. Sanki biri gece gizlice dünyaya kocaman gri bir battaniye örtmüş gibiydi. Her şey sessiz ve tuhaf görünüyordu.

Kasabanın başkanı Jessi hemen herkesi meydana topladı. İnsanlar, renkleri alınmış gölgeler gibi yavaşça meydana doğru yürüdü. Jessi kürsüye çıkıp konuşmaya başladı: “Herkese merhaba. Hepinizin fark ettiği gibi, renkler yok oldu. Durumu Şimşek Renk Bakanlığı’na (ŞRB) bildirdik. Henüz dönüş alamadık ama lütfen sakin olun.”

Tam o sırada başkanın telefonu titredi. Jessi ekrana bakıp “Sonunda…” dedi. ŞRB’den mesaj gelmişti. Mesaja göre şu anda Japonya’da geceydi ve Ay rengârenk görünüyordu. Bu nasıl olabilirdi? Yoksa Ay, Dünya’nın renklerini cebine atmış bir hırsız gibi saklamış mıydı?

Başkan Jessi projeksiyonu açıp halka gösterdi. Ay ışıl ışıl parlıyordu. Renkler, Ay’ın üstünde ışıktan bir boya kovası devrilmiş gibi parlıyordu. Meydanda meraklı bir uğultu yükseldi. Jessi bir süre düşündü ama ne yapacağını bilmiyordu. Sonra tekrar kürsüye çıktı ve “Bu işi ŞRB’ye bırakalım. Onlar gerekeni yapacaktır.” dedi.

Tam o sırada herkesin telefonuna aynı anda bir mesaj geldi. Mesaj yine ŞRB’dendi. Renklerin neden kaybolduğunu bulmuşlardı. Evet, Ay gerçekten Dünya’nın renklerini çalmıştı. Sanki Ay, yıllardır karanlıkta kaldığı için ilk kez sevdiği bir şeyi bulmuş ve bırakmak istememiş gibiydi.

Bir süre sonra ŞRB görüntülü arama yaptı. Jessi projeksiyonu açtı. ŞRB yetkilisi konuşmaya başladı: “Hepinizin çok stresli olduğunu biliyoruz. Ay açgözlülük ederek Dünya’nın renklerini kendine aldı. Bu davranış kabul edilemez. Bu gece Ay’a bir roket gönderip durumu netleştireceğiz.” Görüntü kapanınca Jessi halka döndü: “ŞRB bu gece Ay’a roket gönderecek. Sabah neler olup bittiğini öğreneceğiz. Lütfen sakin olun.”

Akşam olduğunda roket fırlatıldı. Roket gökyüzünü gri bir perdeyi yırtar gibi delip yukarı çıktı. Ertesi sabah roket Ay’a ulaştı. Astronotlar ve polisler Ay’ın yüzeyine indi. Ay hâlâ rengârenkti ve tam karşılarında durup kendini beğenmiş bir sesle “Selam.” dedi. Polisler Dünya’nın halini ve insanların yaşadığı sıkıntıyı anlattı. Ay bir süre sessiz kaldı. Renklerinin bazıları sönüp titremeye başladı. Sonunda Ay üzgün bir sesle “Sanırım biraz fazla ileri gittim.” dedi. Ay derin bir ışık nefesi aldı ve renkler, Ay’dan Dünya’ya doğru ışıklı bir yağmur gibi akmaya başladı. Birkaç dakika sonra Dünya yeniden renklerine kavuştu. İnsanlar sevinçle sokaklara çıktı ve renklerin geri dönüşünü kutladı.

Ama herkes bir şeyi fark etmişti: Renkler geri dönmüştü ama biraz daha hafif, biraz daha yorgun görünüyordu. Sanki olanları hâlâ hatırlıyorlardı. O günden sonra Ay ile Dünya arasında gizli bir anlaşma yapıldı: Hiçbir gök cismi bir daha diğerinin rengini, ışığını veya güzelliğini çalmayacaktı.

 


 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page