top of page

Gizemli Adam

  • Azra Mercan
  • 7 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Yazar: Azra Mercan (9 yaşında)

Çizer: Feyza Güneş (10 yaşında)

Ali, Defne ve Ela ilkokuldan beri arkadaşlardı. Boş zamanlarında ağaç evlerinde sık sık buluşuyorlardı. Ela kumral, uzun saçlı, zayıf, uzun boylu ve çok sevecen bir kızdı. Defne siyah kıvırcık saçlı, kısa boylu, tombul ve çok heyecanlı, devamlı tedirgin halde yaşayan bir kızdı. Ali ise bembeyaz tenli saçları, kirpikleri, kaşları her yeri bembeyaz, iyi yürekli bir çocuktu.

Bu üç kafadar arkadaş ağaç evde vakit geçirdikçe kendilerini huzurlu hissediyorlardı. Ağaç ev Ela'nın dedesinin bahçesinde bulunuyordu. Bu evi yıllar önce dedesi babası için yapmıştı. Ev tavanı alçak minik bir evdi. İçeride küçük sandalyeler, masa ve küçük balkonu vardı. Balkonda ise 3 tane rüzgargülü vardı. Bu evde Ela'nın babası çocukken çok vakit geçirmişti. Şimdi ise bu ağaç evde Ela, Ali ve Defne mutlu bir şekilde boş zamanlarını geçiriyorlardı. Bir gün ağaç evlerinde otururlarken Defne yine o heyecanlı haliyle ortaya atıldı. “Arkadaşlar aklıma müthiş bir fikir geldi.” dedi. Ela ve Ali meraklı gözlerle Defne'ye odaklanmışlardı. Gözleri fal taşı gibi açılmış konuşmasının devamını bekliyorlardı. Defne “Bir hikaye yazıp kitap haline getirmeye ne dersiniz” dedi. Ela “Gerçekten de müthiş bir fikirmiş” dedi. Ali heyecanla atılarak “Hikayemizde futbolculardan bahsedelim mi?” dedi.  Ali futbolu çok seviyordu ve hikaye konusunun spor olmasını çok istiyordu. Ela ise “Ailemizde eskiden yaşamış olan Osman Amcanın, boğulmak üzere olan üç çocuğu kurtarma olayını yazalım.” dedi. Bir anda derinlerden bir ses geldi. ”Osman tembelin teki. Bombayı icat eden adamı yazın, çok zeki ve çok çalışkan. Onu yazın” dedi sesin sahibi. Korkuyla birbirlerine baktılar sesin sahibini aradılar ama bulamadılar. Ela derinlerden gelen seslerin etkisinde kalmış olacak ki ısrarlı bir şekilde “Bombayı icat eden adamı yazalım. Defne ve Ali Ela'yı ikna etmekte çok uğraştılar ama Ela çıldırmış gibiydi hiçbirini dinlemiyordu.

 Tartışırlarken birden ortalık apaydınlık oldu ve kendilerini gölün ortasında bulmuşlardı.

Sanki yılların usta yüzücüleri gibi yüzüyorlardı. Böyle yüzmeyi ne zaman öğrenmişlerdi. Hiç akılları almıyordu. Bir yandan da tutunacak bir şeyler arıyorlardı. Ali derinliklerde garip bir durum sezmişti, yüzmek zorlaşmaya başladı. Sanki alttan bir şey çekiyordu onları. Yüzmek için daha fazla güç harcıyorlardı ve bir şeylerin ters gittiğini anlamışlardı.  Güçleri hızla tükeniyordu artık bata çıka yüzmeye başlamışlardı. Ali ve Defne, Ela'nın yanlarında olmadığını fark ettiler ve bağırmaya başladılar. Ela can havli ile su yüzüne çıktı. Ali onun elini tutarak yanına çekti ve bulduğu tahta parçasını tutundular. Defne de yanlarına geldi ama tahta üçünü zor taşıyordu. Uzaklardan bir ses geldi “Çocuklaaar! Dayanın geliyoruuuum! Çocuklaaaaar!” Osman Amcanın sesi ile birden çocukların üzerindeki korku azalıp yerini meraklı bakışlara bıraktı. Ama o anda çok kötü bir şey oldu. Tahtaları ellerinden kayıp gitmişti. Artık suyun yüzeyinde duramıyorlardı. Üçü de suya batıyorken, Osman Amca elini suya daldırarak Ali'nin elinden tutup çekti. Ali'nin diğer eli Ela’nın elinde, Ela’nın diğer eli ise Defne’nin elindeydi. Kurtulmuşlardı. Ama baygın haldeydiler. Osman Amca onları ayıltmak için tokatlıyordu.  Osman Amca tokatın şiddetinin ölçüsünü kaçırmış olacak ki yüzlerinde hissettikleri acı ile ayıldılar.  Uyandıklarında kendilerini ağaç ev de buldular. Bu olayın gerçek mi, yoksa rüya mı olduğunu anlayamadılar.

Ela donmuş gibiydi. Defne ve Ali'nin sorularına cevap vermiyordu. Birden arkadaşlarına döndü ve şöyle dedi: “Arkadaşlar hikâyemizde Osman Amcanın iyiliklerinden bahsedelim.”

 

 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page