Sonunda Çikolata
Yazar: Elif İnci Avcılar (12 yaşında)
Çizer: Elif Hanne Gündüz (12 yaşında)
Editör: Naile Nur Ceylan (14 yaşında)

Sabah kalktığım anda canım deli gibi çikolata çekiyordu. Hemen mutfağa koşup buzdolabını açtım ama hiç kalmamıştı. Sonra aklıma annemin çikolatanın son paketini yediği geldi. Oflaya puflaya odamdaki bilgisayarın başına geçtim ve bir bilgisayar oyunu açtım.
Belki kafam dağılır diye açtığım oyundan beş dakika sonra sıkıldım. Odada göz gezdirirken kedim Pamuk'u gördüm. Uyanmıştı. Onun bacaklarıma dolanmasıyla rahatladım ve dalıp gittim. Aklıma Pamuk'la dertleşmek geldi. Zaten yapacak başka bir şey de yoktu.
Canımın çikolata çektiğini ama evde olmadığını, üzüldüğümü anlattım ona. Aniden mide bulandırıcı bir şaka yaptı:
-Dün annen bir kare çikolata vermişti. Midemde erimediyse vereyim istersen, dedi. İçim bulanmıştı. Nefes almak için pencereyi açtım. Pamuk ise benim bu halime bakıp:
-Aman ne abarttın alt tarafı şaka yaptık, dedi.
Oysaki ona darılmamıştım. Aklıma dünkü matematik sınavı sonucum gelmişti. Yutkunup Pamuk’a döndüm.
-Sana küsmedim sadece hava almak istedim, dedim. Pamuk konunun yalnızca çikolata olmadığını anlamış olacak ki şu soruyu sordu: -E o zaman sıkıntı ne? Bir çikolata için değil herhalde bu üzüntü. Bense:
-Dünkü matematik sınavı sonucum, dedim üzüntülü bir şekilde. O ise umursamaz bir tavırla:
-Boş ver düzeltirsin bir dahakine, dedi.
Tam cevap verecektim ki annem kapıda belirdi.
-Ne yapıyorsun? Hadi gel kahvaltı hazırlayalım, öğleden sonra diş doktoruna randevun var unuttun mu? Abini de uyandır. Günaydın bu arada, dedi. Bu art arda sıralanmış cümlelere sadece kafa sallamakla yetindim. Abimi uyandırıp mutfağa gittim. Kapıdan girer girmez annemin yaptığı omletin mis gibi kokusu burnumuza geldi. Yan odadan gelen seslerden anladığım kadarıyla babam da uyanmıştı. Birkaç dakika sonra mutfağa yardıma geldi. Hep birlikte masayı kurup afiyetle kahvaltımızı yaptık. Kahvaltı sofrasında annemle babam, akşam babamın arkadaşı ve onun ailesinin bize yemeğe geleceklerini söyledi. Kahvaltı faslından sonra hazırlanıp diş doktoruna gittik. Diş sağlığımda bir sıkıntı yokmuş.
Eve geldiğimizde hepimizde tatlı bir telaş vardı. Neyse ki bütün hazırlıklar tam zamanında yetişti. Ardından misafirler geldi, herkesle kısa bir selamlaşmadan sonra misafir ailenin kızı ve kedisini odama götürdüm. Onları şöyle bir süzdüm. Kız; uzun sarı saçlı, mavi gözlü ve benimle neredeyse aynı boyda görünüyordu. Adı Duru’ydu. Kedisinin adı ise Kara’ymış, siyah renkli ve yeşil gözlü bir kediydi. Duru ve Kara'yı inceledikten sonra konuşmaya daldık. Pamuk ve Kara da eşlik etti.
Yaklaşık yarım saatlik sohbetten sonra annem misafirlerin getirdiği pastayı keseceği için bizi mutfağa çağırdı. Mutfağa girer girmez birde ne göreyim pasta çikolatalı! Hem çok şaşırdıktan hem de çok sevindikten sonra tebessümle pastayı servis ettim. Ardından pastamızı alıp büyüklerin yanında oturmaya karar verdik. İyi ki de öyle yapmışız çünkü Pamuk'un yaptığı şakalar annelerimizi de babalarımızı da çok güldürdü. Onun şakalarıyla dolu bir akşam geçirdikten sonra misafirleri yolcu ettik. Ben de çikolatamı yemenin verdiği mutluluk ve günüm yorgunluğuyla güzel bir uyku çektim.


