Hiç Unutmamak İçin
- Ayşe Zehra Ulamış
- 7 gün önce
- 2 dakikada okunur
Yazar: Ayşe Zehra Ulamış (9 yaşında)
Editör: Kerem Alparslan (14 yaşında)
Çizer: Nur Mehlika İnan (11 yaşında)

Söğüt- 1299
Sabah erkenden uyandım. Hava serindi. Toprak gece boyunca nemlenmişti. Çarıklarımı bastıkça yumuşak bir ses çıkıyordu. Kuşlar ötüyor, koyun ve keçilerin sesleri sanki birbirlerine cevap veriyordu. Çocuklar çalı çırpı taşıyordu, kuzuların peşinden koşanlar da vardı. Kısacası boş duran yoktu. Su testimi aldım. Cılız kollarım her zamanki gibi titredi. Testi boşken bile külçe gibi ağırdı.
Çadırların arasından geçerken ekmek açan kadınları gördüm. Mis gibi hamur kokusu duman kokusuna karışmıştı. Aç olduğumu düşündüm ama kimseye söylemedim. Söylemeyince geçiyor. Suyun olduğu yere vardığımda Osman Gazi’yi gördüm. Atını yemleyip su veriyordu. At sakin duruyordu, sanki onu tanıyor gibiydi. Durup durmamam gerektiğini bilemedim. Öyle çekine çekine, ağır ağır yürürken, “Gel,” diye seslendi.
Osman Bey: Testin ağır mı?
Ben: Biraz. Ellerim titriyordu, bunu gördünüz mü?
Osman Bey: Titreyen elden korkmam. Titremeyen yürekten korkarım. Seninki yorgunluktandı. Su taşıyanla şehir alanın işi birdir. İkisi de emanet taşır. Bir gün gelecek ki şu karşıki şehir bizim olacak kızım, orayı fethedeceğiz. Ama o gün gelmeden biz ona layık olacağız.
Ben: Fetih deyince biz çocuklar kılıç düşünürüz. Bu fetih yalnız toprak almak mıdır?
Osman Bey: Toprak alınır kızım ama adalet olmazsa tutulmaz. Gönül alınmazsa yurt olamaz. Bizim kavgamız yer için değil düzen içindir.
Ben: Bursa alınınca oradaki insanlar bizden korkacak mı?
Osman Bey: Korkan kaçmak ister. Biz kaçacak değil, kalacak insan isteriz. Korku değil nizam götürürüz. Aç olan doyar, haksızlığa uğrayan korunur.
Ben: Peki ya biz? Dağda yaşayan obamız ne olur?
Osman Bey: Dağ konak yeridir, evlat. Oba yurttur. Göç biter, iz kalır.
Ben: Bursa’yı siz mi fethedeceksiniz Bey’im
Osman Bey: Bursa’yı fethetmek bana nasip olur mu bilmem ama yol bizimdir. Biz yürürüz lakin şehir kalır. Adımız silinir, adalet kalır.
Ben: Ben yetimim Beyim. Fetih yetimlere de iyi gelir mi?
Osman Bey: Yetimin başını okşamayan fetih, fetih değildir. Bil ki kızım, bu toprakta yetim olan kimse sahipsiz kalmayacak.
Osman Bey atına biner.
Osman Bey (Binerken): Unutma bunu. Yaz. Yaz ki kılıçtan önce söz vardı densin.
Böyle dedi ve atına atlayıp, “Kal sağlıcakla,” diye gürledi.
Akşam
Ateş sönmeye yakın. Bugün su taşırken testiyi düşürdüm. Kırılmadı ama su döküldü. Korkmadım bu sefer, gittim yeniden doldurdum. Ellerim hala sızlıyor ama içim değil. Benim gibi on yaşında yetim bir kıza Beyimin söylediklerini kimseye anlatmadım. Ama unutmak istemedim. O yüzden yazıyorum. Hiç unutmamak için…


