top of page

Jane ve Erwin

Büşra Hüma Tuncer
9 saat önce
2 dakikada okunur

Yazar: Büşra Hüma Tuncer (12 yaşında)

Çizer: Ayşe Yıldız (11 yaşında)

Editör: Mustafa Asım Acar (14 yaşında)

Jane, babaannesinin ölümünden fazla etkilenmişti. Ailesi de bu duruma çok üzüldüğü için yaşadıkları evden taşınmışlardı. Belki bu taşınma Jane’in yaşadıklarını unutmasını sağlayabilirdi. Jane, eski okulundaki Jean’den uzak olacağı için sorun çıkarmamıştı yoksa diğer arkadaşlarını seviyordu. Babası bu duruma anlayış göstermiş ve yeni bir başlangıç yapmaya karar vermişti. Kendisi yazar olduğu için pek sorun olmazdı ama annesi öğretmendi ve okulu bırakması zordu. Kızları için her şeyi göze almışlardı. Okul atmosferinden biraz ayrılmak ve kızına yönelmek istiyordu. Jane artık pek konuşmuyordu soru soranlara tek kelimelik cevaplar veriyordu. Babası bu konuda onun eski halini özlediğini söylüyordu. Kızı ise sadece “Onu özlüyorum.” derdi. Annesi bu konuya çözüm bulmayı çok denemişti.

Yaz mevsimini sıcak günlerinden bir gün arkadaşıyla bu konuyu konuşurken arkadaşı tavsiye olarak bir hayvan alıp onunla arkadaş olmasını deneyebileceklerini söylemişti. Annesi de soluğu hayvan barınağında aldı. Aslında çoğu insan evcil hayvan dükkanına gidip alırdı ama o hayvan barınağına bırakılmış sokak hayvanlarını tercih etmişti. Kızının en sevdiği hayvan olan kedi sahiplendi. Annesi akşam eve geldiğinde Jane’i yanına çağırıp ona bir sürprizi olduğunu söyledi. Jane ona yine günlük aldığını düşünerek bıkkın bir şekilde annesinin yanına gitti. Annesinin elindeki bembeyaz yumuşacık kar gibi görünen kediyi görünce çok mutlu oldu. Annesi kızının yaşadıkları olaydan sonra ilk defa gülerken görmüştü. Jane annesine “Bu kedi benim mi?” diye sordu. Annesi de “Evet senin kedin ama bir ismi yok, sen koymak istersin diye düşündüm” dedi. Jane o sırada aklına gelen ilk isim olan “Erwin” cevabını verdi. Annesi de kediyi yere bırakıp “O zaman siz tanışırken ben akşam yemeğini hazırlayayım” dedi. Jane’de Erwini alıp odasına gitti. Jane Erwin’e odasını tanıtırken onun nerde yatacağını düşünmeden edemedi. Erwin onun yanında yatabilirdi yatağı iki kişilikti ama ya yüzünü diğer tarafa dönecekken ona zarar verirse ya ona çarparsa. Jane düşüncelere dalmışken babası odaya girip “Erwin’i görebilir miyim?” diye sorunca anca düşüncelerinden çıkabilmişti. O da Erwin’ın nerede olduğuna bakınca gülmeden edemedi. Erwin yatakta uyumaya çalıştığını gördü. Babasına “şuan meşgul” deyip şaka yaptı. Mutfaktan annesinin yemeğe çağırdığını duyunca hemen aşağı indi. Gelen kokular müthişti, yemekte bir o kadar güzeldi fakat salçalı makarna biraz tuzluydu. Yemeğini yedikten sonra sessizce odasına çıktı. Erwin’in ne yaptığını merak etmişti ta ki odasının içinden “Burasıda ama dağınıkmış” sesi gelene kadar. Konuşan Erwin’di, duymuştu hemen odasına girip “Sen… sen konuştun seni duydum ama nasıl?” dedi. Erwin’de karşılık olarak “Senden bunu saklamayacağım evet konuştum.” dedi. Jane bunu hiç garipsemedi babaannesinin anlattığı bir masalda da böyle olmuştu. Erwin ve Jane akşam beraber uyudular. Sabah Jane uyandığında Erwin çoktan uyanmış,kendini yalamakla meşguldü. Jane Erwin’e “Günaydın” dedikten sonra yeni okul formasın giymeye koyuldu. Annesi kızına bakmak üzere odasına girdiğinde onu formasını giymiş, çantasını hazırlarken gördü. Aslında annesi ona okulla ilgili bir sürprizini açıklamak için gelmişti. Jane annesini görünce “Bir sorun mu var?” diye sordu. Annesi Erwin’la okula gidebileceğini okula evcil hayvan götürülebileceğini söyledi. Jane ve Erwin birbirlerinin en iyi dostları olmuşlardı. Jane başka arkadaş edinmemişti.

Yıllar yılları kovaladı Jane’in artık bir ailesi vardı. Erwin kendini hatırlatmaya çalışmış ama Jane onu hiç hatırlamamıştı. Erwin sonunda pes etmişti, unutulmuştu en sevdiği dostu tarafından…


 

 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page