Molf
- Zeynep Kilci
- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
Yazar: Zeynep Kilci (13 yaşında)
Çizer: Nahide Rana Can (12 yaşında)
Editör: Bilge Sahra Özmen

Kuzey kutbunda soğuk rüzgârlar esiyordu. Molf gözlerini açtı. Ben uyanır uyanmaz çocuk çığlıkları ile irkilmiştim, Molf ise oralı değildi. Aksine çocukların oyunlarına katılmasın mı? Uyanmak zorunda kaldım. Molf ve çocuklar birlikte top oynadılar. Topları ilginçti. Buzdan oluşuyordu. İri cüsseli bir mamut olan Molf oyundan oldukça keyif alıyor gibiydi. Kafasına, hortumuna isabet eden buz toplarına hiç öfkelenmemişti.
Anneleri çocuklara duş zamanı olduğunu söyledi. Çocuklar hazırlandılar. Molf denize gitti. Hortumuna bolca su çekti. Çocukların yanına dönerek yerini aldı. Her sabah olduğu gibi hortumunda ısıttığı suyu çocukların üzerlerine püskürttü.
Çocuklar hızlıca yıkandı. Molf hortumuyla suyu azıcık ısıtabiliyordu. Çok ısıtırsa hasta oluyordu. Molf suyu ısıtmasa buz kütlesi olabilirlerdi. Su + Soğuk = Buz!
Kar fırtınası başlamak üzereydi. Molf, Adam’ın yanına gitti. Adam bir zamanlar duvara birlikte astığımız bir mamut dişi üzerinde çalışıyordu. Galiba az önce bana bakmasının sebebi de buydu. İlhama ihtiyacı vardı... Diş üzerinde birçok deneme yaptı. İlk önce kemiği gözünün önünde tuttu. Hiçbir şey göremedi. Sonra üzerine çizikler attı. Bu sefer de istediği gibi olmamıştı. Daha sonra içine barut ve kurum doldurdu. İşte olmuştu. Ne yaptığını anlamadım. Sonra dışarı çıktı, az önce hazırladığı tuhaf şeyi gözüne taktı ve zafer çığlığı attı. Molf’a ne yaptığını anlattı. Meğer buzun ve karın parlamasından gözleri kamaşıyormuş, o da günlerdir buna bir çözüm aramaktaymış. Sonunda ilk güneş gözlüğünü tasarlamıştı. Hep birlikte sevinçten dans etmeye başladık. O sırada “Gork” diye şiddetli bir ses duyduk. Sanırım fazla hareket karnımızı acıktırmıştı. Molf denize girip uzun ve kıvrımlı dişleri sayesinde Adam için koca koca 23 balık yakaladı. Balıkları sevgiyle ona sundu. Kendi de leziz çimlerine döndü. Çoktan akşam olmuştu. Dışarıda kamp yapacaktık.
Birbirimize korkunç hikayeler anlatacaktık. Hatta canınız çeksin istemem ama dondurma da yiyecektik. Sırf bugüne özel bir kamp planlamıştık. Yılda bir kere yapılan bir kamp... Adı da “Güzel Rüyalar Gecesi.” Kuzey ışıkları eşliğinde, yorganlarımızı üstümüze çekip, kitap okuyup ışıkları söndürüp uykuya daldık.


