top of page

Süpürge İle Gelen Arkadaşlık

Ayşe Zümra Porsuk
22 Eyl
2 dakikada okunur

Yazar: Ayşe Zümra Porsuk (9 yaşında)

Editör: İsra Bilden (13 yaşında)

Ağustos ayının son günlerinde bir gün, Fatma Trabzon’da ailesinin fındık bahçesinde çalışıyordu. Hava öyle sıcaktı ki Fatma’nın en sevdiği ayıcıklı tişörtüyle şortu terden sırılsıklam olmuştu. Zaten fındık toplarken bir sürü böcek üzerine atlamıştı, üzerinde gezinip onu rahatsız etmişlerdi. Fatma kolunun altını koklayıp “Iyyy, öğğğ, iğrenç kokuyooor!” dedi. Öfff, şu fındık işi bitse de ailemle denize gitsem, diye söylendi.

Terini silerken bulutlara doğru baktı ve o sırada ne görsün, küçük bir cadı süpürgesinin üzerinde fındık bahçesinde çalışan insanları izliyordu. Fatma, “Küçük Cadı!” diye seslendi ve cadıya el salladı. Fatma’nın sesini duyunca küçük cadı birden irkilmişti. Ama sonra Fatma’yı görüp onun yanına indi, “Merhaba” dedi. “Benim adım Lulu. Bilibik ülkesinden geldim. Burada hiç arkadaşım yok, seninle arkadaş olalım mı?”

Fatma:

-Tabii, benim de hiç cadı arkadaşım yok. Adım Fatma. Peki, sen neden Trabzon’a geldin?

-Eee, şey bu biraz değişik bir hikâye, uçamayan tavuk ejderhaları evimizi gagaladı, taşınmak zorunda kaldık, dedi Lulu.

Fatma:

-Buna üzüldüm. Peki, o süpürgendeki sepetin içinde ne var?

Lulu:

-Bunlar sizin oynamak için topladığınız misketlerden, ben de oynamak istedim.

-Ama bunlar misket değil. Bunlar fındık, yenilebilir bir şey. Bak istersen sen de yiyebilirsin, dedi Fatma.

 Lulu tam ağzına atacakken Fatma “Duurrr! Öyle yenmez, dışındaki çotanağını temizleyip, kabuğunu kırıp öyle yemelisin. Hatta kavrulmuşu daha güzel olur, o yüzden onları ver, bunları ye.” deyip çantasından kavrulmuş fındık poşetini çıkarttı ve Lulu’ya verdi. Lulu “Hımmm, nefis. Bu salyangoz cipsinden bile daha güzel.” dedi.

 Fatma, “Ama toplaması aşşşırrııı zooor!!! Ben üstteki dallara yetişemiyorum, o yüzden çok sinirleniyorum” dedi. Lulu, “Biz arkadaşız, artık yardımlaşmalıyız. Ben süpürgenin üstüne çıkıp hızlıca toplarım.” dedi. Fatma Lulu’ya toplarken elleri acımasın, dal batmasın diye bir çift eldiven uzattı.

Lulu ile Fatma birlikte çalıştılar. Bir saat sonra bir baktılar ki, Fatma’nın normalde toplayabileceğinden 9 kat daha fazla fındık toplamışlardı. Bir süre sonra Fatma’nın annesi ve babası yanlarına geldi. Bu kadar çok fındık topladıkları için şok olmuşlardı. Resmen fındık havuzunda yüzüyorlardı.

 Babası, “Kızım bu kadar fındığı nasıl topladın?” diye sordu. Fatma:

-Arkadaşımla topladık! O süpürgesine çıkıp yukarıdakileri topladı, ben de aşağıdakileri topladım. Öyle topladığımız için çok fazla fındık oldu.

Annesi Fatma’nın arkadaşına şaşkınlıkla baktı çünkü mavi gözleri, su yeşili saçları, kahverengi süpürgesi ve siyah topuklu ayakkabıları onu şaşırtmıştı.

- Kızım bu arkadaşında kim?  Mavi gözleri, su yeşili saçları var, ne değişik.

-Annee, o bir cadııı! Yeni tanıştık ama kısa zamanda onun iyi bir cadı olduğunu anladım. İnanılmaz hızlı fındık topluyor. Aslında bir sürü cadı arkadaş bize yardıma gelirse fındıkları hızlıca ve yorulmadan son tanesine kadar toplayabiliriz.

Babası, “Kızım bu cadılar nerede yaşıyor, bulalım da beraber toplayalım fındıkları.” dedi sevinçle.

Lulu bunu duyunca çok sevindi, çünkü yeni taşındıkları için ailesinin de hiç çevresi yoktu, hatta işleri bile yoktu. Fatma ile Lulu iki aileyi tanıştırdılar. Hatta insanların iyi kalpli olduklarını ve yardımlarına ihtiyaçları olduğunu duyan Bilibik ülkesindeki bazı cadılar Trabzon’a yerleştiler. Bir arada mutlu ve maceralı anılar biriktirdiler.

 



 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page