top of page

Üzüntü Çipi

Duru Demirkan
8 saat önce
2 dakikada okunur

Yazar: Duru Demirkan (11 yaşında)

Çizer: Hatice Ebrar Dürüyen (14 yaşında)

Editör: Ayşe Serra Akyel (14 yaşında)

Yüsra, 11 yaşında, kahverengi gözleri ve kahverengi uzun saçları olan, duygu dünyası geniş bir kızdı. Savaştan sonraki en güvenli yer olan Halas ülkesinde, annesi ve babasıyla birlikte yaşıyordu. Savaş petrol ve su kaynakları için çıkmıştı ve Yüsra savaşta tüm akrabalarını kaybetmişti. Halas ülkesinde yaşayan diğer insanların da kayıpları olmuştu.

İnsanlar çok yoğun çalışıyorlardı. Yöneticiler bunun ülkelerinin geleceği için çok önemli olduğunu söyleyip durmakla birlikte, insanların şikayetlerinden sıkılmışlardı. Bir çözüm yolu aramaya koyuldular ve bir fikir buldular. İnsanların beyinlerine, üzüntü duygusunu silecek bir çip yerleştirmek. Bu çok zor olacaktı çünkü teknoloji açısından çok geridelerdi.

Çoook uzun uğraşların ardından başardılar. Bu onların 7 ayını almıştı ama değmişti. Dünya başkanları bu çipi yerleştirmek için yapılan ameliyatı zorunlu hale getirdi. Annesi ve babası ameliyata gittiler, nasıl denk geldiyse ilk olarak onlar ameliyat olacaktı. Yüsra evde kaldı, biraz endişeliydi.

Geldiklerinde, annesiyle babasının yüzlerinde ilginç bir gülümseme vardı. Tam yanlarına gidecekken parmağını çarptı, sadece kırığın neden olabileceği büyük bir acı hissedip ağlamaya başladı. Annesi ve babası ise hala gülüyordu. Kıkırtı seslerinden başka bir şey duymuyordu.

Ağlayarak bahçeye koştu, bunu daha önce akıl etmeliydi! O ölse bile onlar hâlâ mutlu olurlardı. Olanları durdurmalıydı. Dışarı koştu, hastaneye gitmeliydi. Hem doktorları uyarmalı, hem de parmağını sarmalarını istemeliydi.

Hastaneye kadar gitti. Bir doktora anlatabileceği kadarını anlattı ama sonrasını hatırlamıyordu. Uyandığında, doktor yanında durmuş, ona bakıyordu.

Yüsra’nın gözleri doldu. "Onları geri getiremez miyiz?" diye sordu. Doktor cebinden küçük bir metal parça çıkardı. "Anlattıklarından sonra, gidip çip kayıtlarını inceledim. Yöneticilerin 'geleceğimiz için' dediği çipin tek işlevi, insanlığın elinden yas tutma hakkını almakmış. Ne var ki, insanlardan üzüntüyü çekip aldıklarında geriye sadece bomboş bir kabuk kalıyor. Senin için, seni ve diğer insanları ameliyat listesinden sildim ama anne ve babanı kurtarmak istiyorsan durmamalısın. Şehrin altındaki eski yel değirmeninin orada, ameliyatı reddeden bir grup var. Onlardan yardım alabilirsin. Şehirdeki verici kulesine bu parçayı bağlayabilirseniz, çipleri bozan bir frekans yayabilirsiniz."

Yüsra da öyle yaptı. Durmadı, sargılı parmağıyla yel değirmenine koşup o cesur gruba ulaştı. Devreyi kuleye bağladıklarında yayılan frekans çipleri tamamen bozdu. Bu onun için zor olmuştu ama ailesi ve diğer insanlar için bu gerekliydi.

Her şey bittikten sonra, Yüsra hızla eve koştu. Kapıyı açtı ve içeri girdi, annesi ve babası salondaydı. Yüzlerindeki o sahte, donuk gülümseme nihayet yok olmuştu.

Annesi Yüsra’nın sarılı parmağını görünce gözyaşlarına engel olamadı ve ona sarıldı. Babası da yanlarına geldi, üçü birlikte ağlamaya başladılar. Bu gözyaşları acı doluydu ama gerçekti. Yüsra başını annesinin omzuna koydu, artık canları yansa da birbirlerini hissedebiliyorlardı ve önemli olan tek şey buydu.

Yüsra’nın ailesi, ameliyatı reddeden o grup, doktorlar birlik olup, başkanlara bir mektup gönderdiler. Başkanlar yoğun baskının ardından, hatalarını kabullendiler ve cezalarını çektiler. Halas ülkesindeki insanların oy birliğiyle, ülkeyi o cesur grubun yönetmesine karar verildi.

Tüm bunlar, Yüsra’yı çok mutlu etti.


 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page