top of page

Arkadaşlık Ormanı

  • Eslem Doğru
  • 27 Eyl 2025
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 1 Eki 2025

Yazar: Eslem Doğru (10 yaşında)

Editör: Ahmet Eren Öztürk (12 yaşında)


Bir varmış bir yokmuş.

Evvel zaman içinde,

Kalbur saman içinde,

Bir pirenin ne işi olur, zamanın samanın içinde?

 

Kös kös oturacağına,

Berberlik öğrenseymiş ya.

Aldım elime bir sopa,

 Kovaladım onu Dünya’nın öbür ucuna.


Baktım bu böyle olmayacak,

Bizim berberin yanına verdim onu, çırak olarak.

Dönerken evime,

Kayboldum bir ormanın içinde.

 

Kocaman bir ayının ininde,

Yaşarmış minicik bir fare.

Bu sevgi dolu ormanda, tek derdi varmış,

O da gece olunca ayının horlamasıymış.

 

Bu yüzden minik farecik,

Bulamayınca başka bir delik,

Günlerce yorgunluktan,

Uyuyakalırmış her zaman.

 

 

 

Ah şu ayı yok muymuş,

O anılınca sinirlenip dururmuş.

Bir gün cesaretini toplamış,

Gide gide ayının yanına varmış.

 

Bir de ne görmüş dersiniz,

Ayı iki gözü iki çeşme ağlıyormuş.

Abartı yok, bu bir gerçek.

Mağaranın içini sel basmış.

 

Farecik sormuş ayıya: “Derdin nedir söyle bana?

Gece horluyorsun,

Sabah ağlıyorsun,

Bu nedenle beni hiç uyutmuyorsun.”

 

Ayı önce saldıracak gibi davranmış.

Sonra bütün üzüntüsünü mendil ile çöpe atmış.

İç çektiğinden sürekli,

İliklerine kadar ter basmış.

 

Şöyle demiş: “Çok yalnızım fare.

Arkadaş olur musun benimle?

Hiç kimse arkadaş olmuyor benle,

Yalnız kaldım inimde.”

 

Farecik de; “Bana biraz süre ver.

Bunlar düşünmem gereken şeyler.’’demiş.

Bu konuyu düşünmek için, ormanın derinliklerine inmiş.

Öyle ormana inerken, aklına bir fikir gelmiş.

 

 

Arkadaşlarına sormaya karar vermiş.

Ne de olsa onlar ne gün içinmiş.

Arkadaşları tilki, geyik, çita, kurbağa.

Hepsi farklı şeyler söylemiş.

 

Kurnaz tilki demiş ki: “Bence arkadaş olma.

Seni rahatsız ediyor nasıl olsa.”

Geyik söze karışmış: “Bence arkadaş ol,

Seni rahatsız etmez hem bundan sonra.”

 

Çita hızlıca girmiş söze: “Fare, saygı duy bize.

Sen yoksa küstün mü hepimize?

Biz sana ne yaptık söyle.

Başka arkadaş istiyorsun bir de.”

 

Kurbağaya sıra gelmiş, “Dilimin ucunda demiş.”

Ağzını açtığında, uçup giden bir sinekmiş.

Bizim küçük fare de,

Kafası allak bullak ayının yanına gitmiş.

 

Ayının inine varınca,

Durumu anlatmış ayıya.

Ayı da; “Kendi kararını verebilirsin.

Başkaları seni ilgilendirmesin.” demiş.

 

 

Bu sözlerden sonra düşünmeye başlamış fare.

Sonra gözü takılmış, büyük bir meşeye.

Dalları sanki sincap cennetiymiş, bin bir tane sincap piknikteymiş.

Sepetlerinden çıkardıkları bez yerine, sevgilerini sermişler yere.

 

Fare bir ses duymuş, arkasına dönmüş, bir sürü karınca,

Birbirlerinin yüklerini taşıyorlarmış hesapsızca,

Yoruluyorlarmış ama içleri doluyormuş huzurla.

Arkadaşlık, bağlılık, sevgi, tavan yapmış onlarda.

 

Fare anlamış dostluğun kıymetini.

Koşa koşa bulmuş ayının inini.

“Ayı demiş, bundan sonra arkadaşımsın.

Zalimin zulmünden beni sen kurtarırsın.”

 

O günden sonra fare,

Konuşulur olmuş, ormanın her yerinde.

Az biraz zaman geçmiş.

Bu güzel ormanda, fare bir sürü arkadaş edinmiş.

 

Eğer ki bir gün yolunuz,

Arkadaşlık ormanına düştü,

Bir patikadan gidiyorsunuz,

Fareler başınıza üşüştü.

 

Hangisi bizim fare,

Anlarsınız bir kere.

Sevgi kokan bizim faredir.

Bu sevgi arkadaşlığın simgesidir.

 

Gökten üç karpuz düştü.

Birinin başı yarılmasın da.

Öyle bitmesin bu öykü.

Biri yazanın, biri anlatanın, biri dinleyenlerin olsun.

 

 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page