Beyaz Yaprağın Doğuşu
- Ali Osman Köksal
- 7 gün önce
- 1 dakikada okunur
Yazar: Ali Osman Köksal (9 yaşında)
Editör: Zümra Babatürk (12 yaşında)
Çizer: Berra Toparlı (10 yaşında)

Merhaba ben Tei. Çin’in Luoyang şehrinde 105 yılında saray görevlisi Cai Lun’un yardımcısı olarak görev yapmaktayım. Efendim Cai araştırmayı çok seven bir insan. Benden de her zaman meraklı olmamı ve etrafımı dikkatlice incelememi ister. Bir gün yine saray avlusunda gezinirken insanların ellerinde uzun bambular ve pahalı ipeklerle yazı yazmakta zorlandığını görünce Efendi Cai seslendi.
- Bu böyle olmamalı Tei. Yazı yazmanın daha kolay bir yolu olmalı.
- Haklısınız efendim. İnsanlar ya bambuya yazarken zorlanıyor ya da ipek bulamadığı için yazı yazmak istemiyor.
Sonra sarayın ormanında yürüyüşe çıktık. Ağaçlar rüzgarla sallanıyor. Yapraklar fısıldaşıyordu. Efendi Cai konuşmasına devam etti.
- Orman sessiz bir dost gibidir Tei. Konuşmuyor ama bizi dinliyor. Bu güzel doğaya zarar vermeden yazma sorununa bir çözüm yolu bulmaya çalışıyorum. Yerdeki düşmüş ağaç kabuklarını, eski bez parçalarını toplayalım. Suyun kenarından yırtık balık ağlarını da alalım.
- Bu malzemeler ne işe yarar efendim?
- Belki de en işe yaramaz dediğin şeyler, en işe yarar olanlardır Tei.
- Siz daha iyi bilirsiniz efendim.
Ve söylediklerini kucağıma doldurup yola devam ettik.
Suyun kenarında büyük bir kazan kurup topladığımız her şeyi içine attık. Ne yaptığımızı bilmeden sordum Efendi Cai’ye
- Neden bunları kaynatıyoruz?
- Yumuşayıp hamur olması için.
- Yazı hamuru mu bu?
"Belki öyledir…" dedi, gülümseyerek.
Karışımı ezdik, dövdük, suyunu süzdürdük ve güneşte beklemeye bıraktık. O kadar yorulmuştuk ki bir ağacın altında uyuyakaldık. Uyandığımda Efendi Cai, kocaman, ince, kuru beyaz bir yaprağın başında beni bekliyordu. Sevinçle zıpladım ve sordum:
- Üzerine yazı yazabilir miyiz?
Efendi Cai eline fırçayı aldı, birkaç harf yazdı. Yazı silinmedi ve fısıltıyla şöyle dedi:
"Gerçekten başardık!!!"


