Devrim
- Duru KAÇAR
- 27 Eyl 2025
- 2 dakikada okunur
Yazar: Duru Kaçar (12 yaşında)
Editör: Lina Birinci (10 yaşında)

Soysuz, köyde yaşayan ve ihtiyaçlarını karşılayacak kimsesi olmayan biriyim ben. Galiba on dört – on beş yıldır yaşıyorum. Adım da… Marlon’du sanırım.
- Merhaba ufaklık, biraz (öhğö öhhö) ekmek ister misin?
Biri benimle konuşuyor, yerde oturmama rağmen kafamı tekmelemeden hem de.
- Ne oldu? Suya düşmüş kedi gibi bakıyorsun.
Tamam, sanırım konuşmamı istiyor.
- Neden bana bir şey veriyorsun?
- Çünkü aç olduğunu biliyorum ve kendini elimdeki ekmeği almamak için zor tuttuğunu da.
Gerçekten de artık açlığa tahammülüm kalmadı. Ekmeğini aldığım için beni şikâyet etme ihtimali olsa da buğday kokulu ekmeği elinden çekip aldım.
- Devrim zamanında bir tam ekmek bulabildiysen zenginlerden olmalısın.
- Ne, sence zengin bir tipe benziyor muyum? Şu kıyafetlere baksana.
- Nereden buldun o zaman ekmeği?
- Çöpteeen.
- Vay be, çöpten yemek toplamak hiç aklıma gelmemişti. Zenginlerin çöpünden topladın değil mi?
- Tabii ki zenginlerin çöpünden topladım, (sesini alçalttı) bu soğuk havada başka kim tam bir ekmeği çöpe atar ki?
Doğru, onlardan başkası olamaz.
- Bu arada senin adın neydi?
- Marlon, senin?
- Andre. İlk defa biri ismimi soruyor.
- Benim de.
Uzun bir sessizlikten sonra sohbet yeniden başladı:
- Neden böyle bir hayat yaşamak zorundayız ki? Yani neden zenginler cennette yaşıyor gibi ama bize cansız varlıklar gibi davranıyorlar?
- Dostum, Fransa’dayız unuttun galiba, bunlar burada normal şeyler. Takma kafana. Zaten devrim başlattılar ya, unuttun mu?
- Doğru… Babam gittiğinden beri hayattan soğudum sanırım.
- Öyle mi? Ben de yarın idam ediliyorum.
- Ne!
- Evet, hem de vergiyi iki gün geciktirdiğim için.
- Dostum bilmiyordum…
- Boş ver Marlon, en azından canım çok acımayacak.
- Hepsi şu Robespierre yüzünden, babamın beni terk etmesi de-
- Babanın öldüğünü sanmıştım.
- Hayır. Ona yük olduğum için beni götürmeden Asya’ya kaçtı.
Elimde olmadan gözyaşlarım akıyor.
- Andre, sabah oluyor.
- Evet Marlon ama önce konuştuklarımızın hepsini neden duvarına kazıdığını sormak istiyorum.
- Üzgünüm Andre, bunu yapmasam şu ana kadar çok daha fazla şey konuşmuş olabilirdik ama düşünsene, belki gelecekte ülke bu yönetimden kurtulur ve buraya gelen insanlar konuştuklarımızı okuyup onlar için hem devrim başlatıp hem de bu zor şartlara katlandığımızı bilir ve bu topraklarda ona göre davranarak yaşarlar.
- Gerçekten üstün bir zekâya sahipsin Marlon, yaşlanana kadar yaşamanı çok isterdim.
- Yaş demişken, sen kaç yaşındasın Andre?
- Bilmiyorum…1768’de doğdum, 20 varımdır herhalde.
- Bence de.
Güneşe bakıyorum, sonra da Andre’nin yüzüne. Aslında güneşin gözümde bıraktığı lekelerden tam göremiyorum yüzünü.
- Birazdan gideceksin değil mi? Seninle tanışmak güzeldi.
Evet Marlon, seninle de.


