Elektriksiz Yaşam
- Hafsa Kaç
- 7 gün önce
- 2 dakikada okunur
Yazar: Hafsa Kaç
Editör: Asel Sözer
Çizer: Elif Sena Uzun (9 yaşında)

Merhaba ben Ceyda, 19 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Edebiyat fakültesinde okuyorum ve gelecekte yazar olmayı istiyorum. Anne ve babamla Edirne de yaşıyorum. Bugünkü dersim bitti ve eve vardığımda akşam olmuştu. Televizyonu açmak istedim fakat açma tuşuna basınca açılmadığını fark ettim. Fişleri kontrol ettiğimde ise takılı olduğunu fark ettim. Hemen babama bu durumun nedenini sordum. Elektrik trafosunun patladığını küçük çaplı bir yangın çıktığını ancak çok büyümeden yangının kontrol altına alındığını söyledi.
Hemen aklıma hastanelerde cihaza bağlı yaşayan insanların ne derece zorluk yaşayabileceklerini düşündüm. Bunları düşünürken annem beni yemeğe çağırdı. Aksam yemeğini ailemle birlikte mum ışığında yedik ve annem ve babam çocukluk anılarını benimle paylaştı. Annem küçükken çok yaramaz babam ise çok akıllı biriymiş. Annem bunu inkar etse de tabii.
Sabah olunca mutfağa gidip kahvaltı için bir şeyler hazırlamalıyım. Olamazzzzz! Buzdolabı çalışmıyor ve tüm yiyecekler çürümüş. En iyisi markete gidip yiyecek alayım.
Belki orda bir şeyler vardır. İşte geldik, Aaaaaa! Buradaki buzdolabı da çalışmıyor. Neyse buzdolabında olmayan yiyeceklerden alayım. Kasaya geldik.
Ne? Kart geçmiyor mu? Neyse. Bankadan para alalım. Neeeeeee! Bankadan paramı da alamıyorum. Cebimde kalan parayla ihtiyaçlarımı aldım. Neyse ki eve geldim bir mum yaktım ve mum ışığında kitap okudum. Saatime bakıca saatin çok geç olduğunu fark ettim. İyi gecelerr.
(elektrik olmayınca ışığı kapatma derdim de olmuyor.)
2 Hafta sonra:
Merhaba bugün elektriksiz ikinci hafta ve insanlar iletişim araçlarını kullanamadığı için çok zorlanıyor. Tabi ki bende…
Altyapı problemlerinden ve şehirde çıkan kaostan dolayı herkes şehri terkediyor. Bende köyde yaşayan yengemin yanına gideceğim. Arabamda kalan benzinle idare edeceğim. Arabamı alıp evden çıktım. Neyse ki bu benzin beni köye ulaştırdı. Yarım saat içerisinde köye vardım.
Yarım saat sonra:
İşte geldik. Kuş cıvıltıları: Cik, cik, cik. Güzel mi güzel kış çorbasının kokusu burnuma kadar geldi. Burası çok güzel!
Koşa koşa yengemin yanına gittim .
Sıcak bir çorba içtikten sonra köyde yapılacak işler için yengeme yardımcı oldum. Buradaki insanlar teknolojiden uzak bir yaşam sürüyor ve bu onların normali.
Durdum ve teknolojinin bize sunduğu kolaylıklara ne kadar alıştığımızı ve yokluğunda karşılaştığımız zorlukları düşündüm. Ben bunları düşünürken annem aradı ve trafonun tamir edildiğini ve problemlerin çözülmeye çalışıldığını söyledi. Muhtemelen birkaç gün sonra eve döneceğim fakat ekransız vakit geçirmeyi ve hayattan lezzet almayı ihmal etmeyeceğim…


