top of page

Gelecekten Gelen Mesaj Var

  • Sabiha Ceren Karaçor
  • 23 May
  • 3 dakikada okunur

Yazar: Sabiha Ceren Karaçor (12 yaşında)

Çizer: Abdurrahman Özuygur (12 yaşında)

Editör: Nahide Rana Can (13 yaşında)

Öncelikle merhaba, ben Sabiha Ceren. Eğer şu anda bu yazıyı okuyorsanız, mesajım Dergi Mudita’ya ulaşmış demektir. Bu yazı sizin zamanınızdan tam 45 yıl sonrasından geliyor. Uzatmadan mesajımı hemen aktarayım.

 Ben “Saklı Vadi” de yaşıyorum. Dünyadaki son umutlu yerde...  Atalarımız yıllar önce Dünya’da tükenmek üzere olan şeyleri yaşatmak üzere göç etmişler. Geçilmez denilen nehirleri geçmişler, aşılmaz denilen dağları aşmışlar. Sonunda kimsenin bilmediği kayıp bir adada, Saklı Vadi’yi bulmuşlar. Oraya yerleşip bahçeli, bir-iki katlı evler inşa etmişler. Yanlarına getirdikleri hayvanları Saklı Vadi’ de evcilleştirmişler. Sizin zamanınızda belki evde hayvan beslemek normal olabilir. Ama bu zamanda hayvanların nesli tükendi resmen. Şehirdeki ve merkezdeki yerlere giderseniz demek istediğimi anlarsınız... Bırakın evde değil, dışarıda bile hayvan görmek artık imkânsız. Herkes robot hayvanlar kullanıyor. Bütün işleri artık robotlar yapıyor. Her yer farklı farklı robotlarla dolu. İnsanlar, robotlarla vakit geçirmekten robotlaşıyor. Çoğu, ne yaptığını bile bilmiyor sanırım. Zararları kendilerine…

 Ama Saklı Vadi, bambaşka... Saklı Vadi’ de çeşit çeşit ağaçlar, berrak ırmaklar, bin bir çeşit kuş cıvıltısı, üşütmeyen serinlik, enfes toprak kokusu, %100 organik ve lezzetli besinler, ilginç dokular ve hiç bitmeyen bir huzur ortamı var. Çoğu kişi yukarıya baktığında gökyüzünü göremez çünkü gökyüzü gür ve büyük ağaçların dalları ile kaplanmıştır. Ağaçların arasından çıkan güneşin ışınlarının manzarasına doyulmaz. Ağaçların üstünden, kuşbakışı bakıldığında sadece yeşil ve biraz mavi yerler olarak görürsünüz Saklı Vadi’yi. Tıpkı bir zamanlar Dünya’nın göründüğü gibi...

 Saklı Vadi’ de robotlar çok az. 2-4 tane filan. Onlar da Saklı Vadi’nin bazı özel ihtiyaçlarını karşılamak için programlanmış robotlar. Şimdi, böyle dediğime bakmayın. Bu zamanda şehirlerdeki her evde en az 10 robot var. Annem, şehirdekilerin robotlarıyla fazla vakit geçirmekten radyasyon kaptığını ve sürekli hastalandıklarını söylüyor. Bence haklı…

 Mesela şehirdeki herkes uçan arabalar kullanıyor. Biz ise uçan arabalar çevreye zarar verdiği için, çok ama çok zorda kalmadığımız sürece kullanmıyoruz. Çoğunluk hayvanlarla, bisikletle ya da yürüyerek seyahat ediyoruz. Traktörle ya da arabayla da seyahat ettiğimiz oluyor ama.

 Bir gün iki katlı evimizdeki odamda, oturmuş halı dokuyordum. (Artık Saklı Vadi’ de yaşayanların dışında halı dokumayı bilen kimse kalmadı. Gerçi siz halı dokumayı kolayca öğrenebilirsiniz. Dokumacılık ile beraber; seramikçilik, camcılık, ebru sanatı ve diğer sanatlarda yok oldu. Bir tek Saklı Vadi’ de bilenler kaldı. İnsanlar artık bu sanatlara ya ihtiyaç duymuyor, ya da bunlar o “çok kıymetli” robotları tarafından yapılıyor. Bu kısımlar konumuz olmadığı için atlıyorum.) Birden küçük kardeşim Defne Duru yanıma geldi.

 - Abla, çabuk meydana gel. Yeni bir haber var.

 Merak etmiştim. Halımı bırakıp aşağı indim. Meydan, bizim eve uzak olduğu için atımızla gidecektik. Atlarımızı eyerleyip yola çıktık. Meydana geldiğimizde bütün Saklı Vadi halkının orada toplandığını gördük. Şehirden alınan habere göre herkesin kullandığı (ve kıymetlisi olan) robotlar Dünya’yı ele geçireceklermiş. Bütün robotlar kontrolden çıkmış. Önlerine çıkan her şeyi yok ediyorlarmış. Neyse ki Saklı Vadi robotları her gün denetimden geçtiği için korkulacak bir şey olmamış. Yine de herkes telaşlıydı çünkü diğer robotlar buraya gelebilirlerdi. O zaman Saklı Vadi’nin yeşilliği, kahverengi ve siyaha dönüşürdü. Bu olamazdı. Saklı Vadi, bize atalarımızdan kalmıştı!

 Ertesi gün kimse evinden dışarı çıkmadı. Robotların istilası başlamıştı. Çok korkuyorduk. Dualar ediyor, iyi düşünmeye çalışıyorduk. Bir ara küçük kardeşim Sema Nil inat edip dışarı çıkmıştı. Babam adeta uçarak onu alıp içeri girmişti. O gün kimse dışarı çıkmaya cesaret edemedi…

 Yarın olduğunda herkes aynı anda dışarı çıktı. Çok şaşırmıştık çünkü her şey bıraktığımız gibi duruyordu. Saklı Vadi, kayıp bir adada olduğu için robotlar yerimizi bulamamıştı. Bir kısmımız şükür duaları ederken, bir kısmımız yaşasın deyip sevinç çığlıkları atıyorduk. Hepimiz çok mutluyduk. Birlikte Saklı Vadi’nin önemini bir kez daha anladık...

 İşte böyle... Saklı Vadi’ de yaşamak kendimi özel hissettiriyor. Sizin zamanınızda böyle mi bilmiyorum ama şehirde yaşayanlar özel bir kıyafet giymeden dışarı çıkamıyorlar. Çünkü karbondioksit ve zararlı gazlar öyle arttı ki artık insanlara zarar veriyor. Ama Saklı Vadi’ de istediğiniz zaman dışarı çıkabilirsiniz. Tertemiz havayı içinize çektiğinizde çok mutlu hissedersiniz kendinizi. Saklı Vadi’nin sadece havası birçok hastalığı iyileştirebiliyor. Şehirlerde ise, su sesiyle iyileşebilen hastalıkları, milyon tane ilaçla iyileştirmeye çalışıyorlar. (İlaçların yan etkilerini saymıyorum bile.) işte Saklı Vadi’nin iyi bir yönü daha...

 Bu mesajı Saklı Vadi hakkında bilgi edinmeniz için bu zamandan 45 yıl öncesine gönderdim. Okuduklarınızdan sonra Saklı Vadi’yi siz de sevdiyseniz belki şimdi doğa için küçük adımlar atabilirsiniz. Kim bilir, belki gelecekte Saklı Vadi yaşadığınız yerde olur...

 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page