Gülümsemek Bulaşıcıdır
- Beren Boztaş
- 7 gün önce
- 3 dakikada okunur
Yazar: Beren Boztaş (9 yaşında)
Editör: Sude Nazlı Erdoğan (12 yaşında)

Emine teyze gözünü bahçesine dikmiş, bahçesinde oynayan çocukları izlerken hayatını düşünüyordu. Niçin yalnızdı?
Emine teyze uzun yıllardan beri Taze Kasabada ki taş evde otururdu. Aydın’dan ilk geldiğinde evinin dev gibi bahçesine sardunyalar, hanımelleri, laleler, güller, menekşeler, papatyalar, zambaklar, lavantalar ve sümbüller dikerdi. Fakat birkaç yıldır romatizması sebebiyle hiçbirini yapamıyordu. O sebeple köyün çocuklarına bahçesinde oyun oynayabileceklerini söylemişti.
Zeynep ve arkadaşları güneşin tüm ihtişamıyla parladığı bir yaz sabahı Emine teyzenin bahçesinde saklambaç oynuyorlardı. Havada gül ve biçilmiş çimen kokusu vardı. Kulağa yan bahçede çalışan çim biçme makinesinin uğultuları geliyordu.
-Haydi, sayışmayı yapıyorum. Bir kedi varmış. Yüze kadar sayarmış. Sıfırını atmış, 10 kalmış. 1,2,3… Zeynep, sen ebesin.
Zeynep saymak için kafasını Emine teyzenin evinin duvarına yaslıyordu ki gözüne içeride yalnız başına, düşünceli bir halde oturan Emine teyze ilişti. Zeynep saymaya başlayamadı. Arkadaşlarını yanına çağırdı.
-Arkadaşlar oyunu bırakalım, size çok önemli bir şey söylemeliyim.
-Ne oldu ki?
Zeynep hüzün ile yanıtladı.
-Ne olacak Cemile? Benim biricik Emine teyzem yapayalnız, gözleri dolu bir bize bir de bahçesine bakıyor.
Çocuklar pencereye doğru baktı. Zeynep haklıydı. Ama ellerinden ne gelirdi?
-Onun için bahçesine çiçek diksek?
-İyi fikir, bunu yapalım. Ama ona yalnız olmadığını hatırlatacak bir şey yapsak?
Sümbül:
-Yarın burada, onun için bir yemek daveti verelim. Yarın Emine teyzenin doktor randevusu vardı. Babamdan onu hastaneye götürmesini istemişti. O hastaneye gittiğinde bahçesine çiçekler dikip, ailelerimizin yardımıyla bir ziyafet sofrası kurup tüm kasabayı davet etsek? Emine teyze hastaneden dönünce ona sürpriz yapar, yalnız olmadığını anlatırız.
Herkes Sümbül’ün fikrine bayılmıştı. Emine teyze hastaneye gittiğinde çocuklar aileleri ile bu fikri uygulayacaktı.
Zeynep eve gittiğinde annesi yemek hazırlıyor, babası kitap okuyordu. Zeynep annesinin yanına gidip bugün bol yemek yapmasını istedi. Yemek hazır olunca ailece masaya oturdular. Zeynep gün boyu olanları anlattı ve yardımlarını istedi.
-Yarın bize yardım eder misiniz? Anne sen yemek yapsan, babamda bize çiçek bulsa?
Babası:
-Tabii yardım ederiz kızım. Seninle gurur duyuyoruz. Eminim ki yarın Emine teyzeye yalnız olmadığını hatırlatacaksınız.
Zeynep yemeğini yedikten sonra odasına gitti. Çalışma masasına oturdu. Aklını kurcalayan bir şeyler vardı. Emine teyze yıllardır burada, Taze Kasaba’daki taş evinde oturuyordu. Yalnızlık çekmesine imkân yoktu. Kasabada bir sürü insan vardı. Onlarla arkadaşlık kurabilirdi. Zeynep düşüncelerini kovdu. Önünde duran laptopu açtı. Arama motoruna Emine Pekdiker yazdı. Önüne çıkanlar gözlerini pörtletti. Ekrandaki yazıyı okumaya başladı, ‘Emine Pekdiker Aydın’da bir çiçekçi işletmekteydi. 2012 yılında başına çok berbat bir şey geldi. Eşini ve çocuklarını bir trafik kazasında kaybetti. Bu olayı bir daha hatırlamak istemediği için Taze Kasaba’ya taşındı. Çiçekçi dükkânın faaliyetleri son buldu. 1980 doğumlu Emine Pekdiker bu olayı 32 yaşında yaşadı.’ Zeynep’in gözleri bir anda doldu. Tüm bu olayları sindirmesi uzun sürecekti. Laptopu kapatıp, masadan kalktı. Pijamalarını giydi ve yatağına yattı. Kafasını yastığına gömdü hem ağlıyor hem de düşünüyordu.
-Zeynep, kızım haydi sabah oldu!
Zeynep bir iç çekişle yataktan kalktı. Üstünü giyindi ve mutfağa gitti. Ailesi yemeğe başlamıştı. O da masaya oturdu. Annesi:
-Heyecanlı mısın güzel kızım? Baban çiçek aldı, bende baklava yaptım. Kahvaltıdan sonra Emine teyze doktora gitmiş olur. Biz de bahçesine çiçek diker ve sofrayı kurarız.
Zeynep bir anda hüngür hüngür ağlamaya başladı. Anne ve babası ile dün akşam ulaştığı bilgileri paylaştı.
-Kızım bu ziyafeti ve çiçek dikme etkinliğini erteleyelim. Benim bir planım var…
Zeynep burnunu çekti ve annesini dinlemeye başladı:
-Emine teyze için bir çiçekçi açsak ve…
7 Eylül 2025
Zeynep son olarak çiçekleri suladı ve arkadaşlarının yanına, ziyafet sofrasına gitti. 15 dk sonra aileleri de Emine teyzenin arka bahçesinden gelip sofraya oturdu. Biraz sonra Emine teyzenin evinin önüne bir taksi durdu. İçinden Emine teyze çıktı. Bahçesine girdiği anda çok şaşırdı. Tüm köy oradaydı. Emine teyze:
-Burada ne işiniz var?
Zeynep öne çıktı.
-Emine Teyzem, önce beni dinle. Geçen ay senin çok yalnız ve üzgün olduğunu gördük. Ve bahçene çiçek ekip bir sofra kurarak sana yalnız olmadığını göstermek istedik. Ama sonra senin…
Zeynep duraksadı. Yanağına gözyaşlarının pıtır pıtır döküldüğünü hissedebiliyordu. Sonra aileleri de dahil herkesin öyle olduğunu fark etti. Emine teyzede ağlıyordu. Zeynep konuşmasına devam etti.
-…se senin özgeçmişine rastladım. Ve bu plana bir ekleme daha yaptık. Tüm köy o şey için çalıştı. Arka bahçene gidelim. Sonra yemeği yeriz.
Bahçedeki herkes arka bahçeye gitti. Emine teyze gördükleri karşısında ağladı. Önünde sarı bir kulübe vardı. Etrafı çiçeklerle bezeliydi. Sonra Emine teyze kulübeye gerilmiş pankartı fark etti. Üzerinde, ‘Bazı sebeplerle Aydın’dan ayrıldığında seni hayata bağlayan şeylerin ikisini orada bıraktın. Bunlardan biri dükkânın ve çiçeklerindi. Umarım bugünle seni tekrar hayata bağlarız Emine teyzemiz. Bizim Çiçekçi köyümüze hayırlı olsun.’ Emine teyze gözyaşlarını elinin tersi ile silerek köylüye bakıp gülümsedi. Bu hareketle köylüde gülümsedi. Zeynep ‘Gülümsemek bulaşıcıdır.’ diye düşündü. Ve tüm köy halkı Emine teyzeye sarıldı.


