Hakim Zürafa ve Korku Mahkemesi
- Zeynep Yaşar
- 27 Eyl 2025
- 3 dakikada okunur
Yazar: Zeynep Yaşar (11 yaşında)
Editör: Naile Nur Ceylan ( 13 yaşında)
Çizer: Hatice Ebrar Dürüyen (12 yaşında)

Niheheehhehhahaaheheh!
Ortam, filmlerdeki bu korkunç gülüşü anımsatıyordu. Hatta anımsatıyordu az kalır. Bir bu gülüş eksikti desek daha iyi. Terk edilmiş bir şatodaydım. Pencereler sanki bilerek, sayılarak kırılmış gibiydi. 22 camın tam 11’i eksikti. Kalan camlar ise örümcek ağlarından ve tozdan seçilemiyordu. Kırık camlardan yarasalar girip çıkıyordu. Duvarların eski boyası sökülmüştü. Sanırım maviydi. Ama duvarları kaplayan kanın kırmızısı rengi, eski rengi kapatmıştı. Kapının önünde ise bir bekçi misali dikilmiş dev bir tarantula vardı. Derin bir nefes aldım. Sonuçta ben seçilmiş kişiydim. Niçin mi? Hemen anlatayım; Şimdi canavarlar, (canavarlar dediğim de vampirler, hayaletler, canavarlar ve kurt adamlar) biz insanlara dava açtı. Hepsi de kendi aralarından birer temsilci seçmişler. Biz insanlardan da bir temsilci seçmemizi istediler. Biz de kabul ettik. Daha doğrusu başta karşı çıkmak istedik, ama elçi; “Size acıdığımız için size dava açtık, yoksa sizi çiğ çiğ yiyebilirdik!” diye bağırıp sivri dişlerini gösterince kabul etmek zorunda kaldık. Temsilci olarak da ben seçildim çünkü canavarlardan, vampirlerden ya da o tarz korkunç varlıklardan hiç ürkmem. Hatta severim bile. Hayır hayır, aklımı falan kaçırmadım. Ama biraz fazla korku filmi izliyor olabilirim. Hihihih. Neyse, aynı zamanda da çok cesurumdur. Buna rağmen şato tüylerimi ürpertmişti. Bu şato, canavarların mahkemesiydi ve duruşma bugündü.
Cesaretimi elma toplar gibi topladım ve hızlıca şatodan içeri girdim. Beni bir canavar karşıladı ve tablolarla dolu bir koridordan geçirdi. Duvardaki Mona Lisa tablosunun yanından geçerken Mona Lisa bize şeytani bir bakış attı. Ödüm koptu. Burası büyülü falan mı acaba?
Sonunda büyük, korkunç bir salona geçtik. Canavar, bana oturmam için yırtık pırtık bir koltuk gösterdi. Bir kurt tarafından yırtıldığı çok barizdi. Yavaşça oturdum. Karşımdaki büyük kanepede ise ağzı kana bulanmış vampir, rengi solmuş bir hayalet, sivri dişli kurtadam ve en az iki metre boyunda bir canavar oturuyordu. Hâkim ise bir zürafaydı. Yanlış okumadınız, evet evet bir zürafa. Hâkim bir canavar ya da insan olsa karşı tarafa haksızlık olurdu. O yüzden biz de zürafayı hâkim seçtik. Duruşma başlamıştı. İlk sözü hayalet aldı:
-Kardeşim, ben ölüp hayalet olmadan önce melek gibi bir insandım. Hayır kurumlarına bağış yapardım. Tek bir kötü söz söylemezdim. Ama artık hayalet olduğum için insanlar beni sevmiyor. Beni kovmaya çalışıyorlar. Keşke ölmeseydim. Ölü olduğum için dışlanıyorum. Adalet istiyorum, dedi. Bu sözleri beni çok üzdü. Sıra vampirdeydi:
-Kanınızı emip sizi öldürdüğüm için özür dilerim ama öbür türlü yaşayamam. Yaşamak için kanınızı emmekten başka bir çarem yok. Diğer vampirlerin de öyle! Siz de birbirinizi öldürüyorsunuz. Hem de yaşamınız buna bağlı olmadığı halde, dedi ve kurtadam devam etti:
-Bizim size hiçbir zararımız yok. Dolunayda kurt olmak bizim suçumuz mu? Buna biz karar vermedik. Ayrıca size zarar marar da vermiyoruz, zaten genelde ormanın derinliklerinde oluyoruz. Buna rağmen bize korkunç diyorsunuz. Buna ırkçılık derler,
Çok haklıydı. Canavar da söz aldı:
-Biz de aynı şeyi yaşıyoruz. Sadece görünüşümüzden dolayı bizi dışlıyorsunuz. Neymiş, çocukları korkutuyormuşuz. Yahu biz evlerine selam vermeye, belki oyun oynamaya geliyoruz, ama onlar canaavaaaaaaaaeeeaar diye çığlığı basıp kapıyı yüzümüze çarpıyorlar. Artık o da olmuyor. Çocukları korkutmayalım diye sınır koymuşsunuz. Şikâyetçiyiz!
Onlardan korkmuyordum. Fakat bu açıdan da hiç düşünmemiştim. Ardından beynime bir jeton düştü. Gerçek canavarlar insanlardı! Bu, bir vampirin insanı öldürmesinden çok daha korkunçtu. Canavarlar insanları korkutmayı hiç istememişti. Onların korkunç olması bazı insanların işine geliyordu! Kötü insanlar, ancak kendisinden daha kötü birisi olursa yargılanmazdı çünkü. Bu düşüncelerimi onlara da söylemeliydim:
-Hepiniz haklısınız. Önce şunu söylemek istiyorum ki ben bahsettiğiniz insanlardan değilim. Zaten ben de sizden hiç korkmadığım için bu görevi bana verdiler.
Yine de diğer insanlar adına sizden özür dilerim. Sizden korkulmasının sebebi kötü insanlar. Yaptıkları kötülükleri örtbas etmek için sizi suçluyorlar. Değerli kurt adam, canavar ve hayalet. Anlattıklarınızı insanlara da anlatırsanız hoş göreceklerinden eminim. Zaten ben de açıklayacağım. Vampir kardeşim, sana gelince biz hayati tehlike yaşayan insanlara kan bağışı yaparız. Sana ve diğer vampirlere de yapabiliriz. Yeter ki kanımızı bizden habersiz ve bizi öldürecek kadar emmeyin. Evet, canavarlar ve insanlar olarak ayrı yaşıyoruz. Bence sınırı kaldıralım ve beraber dostça yaşayalım. Kabul mü?
Hepsi kabul etti. Zürafa ise biz anlaşmaya varınca teklifimi kabul etti. Diğer insanlarda zürafanın kararına uyacaklarını söylemişlerdi. Planım işe yaradı. Artık canavarlar ve insanlar olarak dostça yaşıyorduk. Kötü insanlar ise hapse atılıyordu. Hatta canavarlar onların yakalanmasına yardım bile ediyorlardı. Onlar ile yakın arkadaş olmuştum. Arada bu anıyı hatırlayıp gülüşüyoruz.


