top of page

IZDIRAP YAĞMURU ALTINDAKİ GÖLGE

  • Fatma Zehra Demirci
  • 2 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Yazar: Fatma Zehra Demirci (13 yaşında)


Eski zamanların birinde, ünü tüm ülkeyi sarmış bir kukla ustası yaşardı. İnsanlar gösterisine gelir, korkudan isimlerini unutup çıkarlardı. Ama her hâlükârda, gösteriye bir daha gelmek için can atarlardı.

Bu kukla ustasının gösterilerinin bu kadar ünlü olmasının bir nedeni vardı. O, insanların korkularıyla güçlenirdi.

Gösteriyi izlemeye gelen seyirciler ne kadar korkarlarsa, gösteri, o kadar görkemli oluyordu.

Şöhreti günden güne artan kuklacı, elindekilere doyamadı. Daha fazla seyirci çekmek istiyordu. Daha fazla korku, daha fazla ganimet demekti.

Yeni gösterisinin adı: Izdırap Yağmuru.

Adamlar tutup gösterisinin tüm dünyaya duyurulmasını emretti. Büyük gösteri günden güne herkesin diline düğümlendi, herkes konuşur oldu. Gitmek için hazırlananlar bir o kadar can atıyordu.

Bu sırada kukla ustası da gelmiş geçmiş en büyük salonu hazırlattı. Gösterisinin konusu, korkunçtu.

Nihayet beklenen gün geldi. Yağmurlu, sisli, kasvetli bir gece de gösterinin yolu tutuldu.

Gösteri salonu ürkütücüydü. Duvarlar siyah, koltuklar bunaltıcı bir griydi. Örümcek ağları her tarafı sarmıştı. Salonun kenarlarına serpiştirilmiş titrek ışıklar, etrafı daha kasvetli hale getiriyordu. Sanki yıllardır bakımsızdı burası.

Seyirciler yerlerini aldı. Kulakları tırmalayan keman sesleri, ortamın içine daldı. Nefesler tutuldu.

Kukla ustası, ağzının kenarındaki belli belirsiz sırıtışla sahneye doğru ağır adımlarla yürüdü. Siyah deri ayakkabısını her yere sürtüşündeki ses, insanın içini huzursuzlukla kaplatıyordu.

Siyah paltosu yere sürünürken, tahta döşemeler yardım istercesine inliyorlardı. En sonunda kuklacı sahnenin ortasına vardı.  Tüm bedeniyle seyircilerine döndü. Kimseden çıt çıkmıyordu. Herkes korku dolu gözlerle kukla ustasının kapüşonla örtülmüş yüzüne bakıyordu; mükemmel.

Kapüşonunu çevik bir hareketle indirdi. Siyah derin gözleri, bakan kişiyi, ıssız ve dibi görülmeyen bir çukura sürüklüyordu sanki. Seyirciler daha çok korktu.

Gösteri artık başlayabilirdi.

Kemanlar gıcırdadı. Işıklar sönükleşti. Kuklacının arkasında duran perde açıldı. Ve gösteri başladı.

Gösterinin ilerleyen her saniyesinde seyirciler kalp krizi geçirmeye bir adım daha yaklaşıyorlardı. Bu da gösterinin daha korkutucu hale bürünmesini sağlıyordu. Kuklacı her korku zerresini emiyordu.

Sonra birden bir şeyler ters gitmeye başladı. Kukla ustasının gücü zayıflıyordu. Elindeki bez bebeği tutamamaya başlıyor, alt dudağı titriyor, gözlerinin altındaki siyahlıklar derinleşiyor, sesi daha az ürkütücü çıkmaya başlıyor ve daha az korkutucu görünüyordu: seyircilerden biri korkmuyordu.

Titrek bir nefes alıp yavaşça kafasını seyircilere döndürdü. Onun bu halini gören seyirciler merakla bakışıyor, fısıldaşmaları artıyordu. Çoğu kişi korkmamaya başlıyordu. Kuklacının gücü daha fazla tükeniyordu.

Sonra o kişiyi gördü. Kapının yanında, yağmurlu gecenin içinden çıkmış, siyah gölgelerin içindeki adam. Tek bir korku kırıntısı bile yoktu.

Kuklacı acı çekmeye başladı. Her yağmur damlası yere düştüğünde daha çok ızdırap çekiyordu. Elindeki kuklalar yere düşmeye başladı.

Pat! Pat!

Her pat sesiyle fısıldaşmalar artıyor, korkan sayısı gittikçe azalıyor, kuklacının gücü tükeniyordu.

PUF!

Kukla ustasının siyah kıyafetleri yere düştü. Hem de içinde kuklacıdan hiçbir iz olmadan. Siyah kapüşonlu pelerin, sahnenin orta yerinde gizemli bir şekilde duruyordu.

Kukla ustası sırra kadem basmıştı.

 




 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page