top of page

Keneler Diyarı

  • Fatma Zehra Demirci
  • 10 Ağu 2025
  • 2 dakikada okunur

Yazar: Fatma Zehra Demirci (12 yaşında)

Editör: Nahide Rana Can (12 yaşında) Çizer: Zeynep Sevde Baş (9 yaşında)

Ormana yaklaştığımda etraf yemyeşil ağaçlar ve çimenlerle doldu. Tabii bu ağaç ve çimenlerin ortasında asfalt bir yol vardı. Güzelliği bozuyordu evet ama asfalt yol olmayıp, taşlı yol olunca, bir o yana bir bu yana sallana sallana gitmek zorunda kalıyoruz.

Belgrad ormanı İstanbul’da Sarıyer ve Eyüp ilçeleri arasındaymış. Ve duyduğum kadarıyla burası Türkiye’nin en büyük ormanıymış. (Duyduğum kadarıyla) Belgrad ormanında kızıl geyik, kızıl tilki, yaban domuzu gibi hayvanlar mevcutmuş, inşallah karşıma çıkarlar, Âmin.

Ormana girdiğimizde yol boyunca olduğu gibi, beni ağaçlar karşıladı. Ama bu ağaçlar çok uzundu ve birbirlerine çok yakındı. Bazı ağaçlarda yaprak yoktu. Daha çok dal vardı. Ve dallar da birbirine çok yakındı.

Yerlerde çimen olduğu söylenemezdi. (Yazın gitmeme rağmen) Çünkü çimen yoktu. (Komikti ama, gülün) daha çok toprak vardı. Ve kömür… kömür ayakkabıların rengini çok değiştiriyordu. Nerden mi anladım? Ayakkabılarım beyaz renginden, kahvesi fazla kaçmış sütlü kahve rengine dönmüştü de ondan.

Çok büyük bir yerdi. İnişli çıkışlı bir sürü tepecik vardı. Ağaçların kökleri topraktan fışkırıyordu. Sanki toprağın damarlarıydı, kökler. Bunun kötü bir yanı vardı; sürekli düşüp duruyordum.

Bir de yürüyüş yeri gibi bir şey var. Bir yerden başlıyorsun, bayağı yürüdükten sonra aynı yere tekrar geliyorsun. Yani bir yuvarlak çiziyorsun gibi de düşünebilirsin. Yürüyüş yerinde en beğendiğim şey, kaç kilometre yürüdüğünü gösteren tabelaların olması. Adı neydi yaaa… unuttum. Dur dur hatırladım. Yok, yine unuttum…

Tabii camiyi de unutmamalıyız. Çok değişik bir camii vardı. Tahtadan yapılmıştı. Biraz uzundu. Küçük bir minaresi vardı. Ve camiler kadar büyük değildi. Camiden çok mescitti bence. Adı daaa… adı “Belgrad orman camii.” Bir de caminin bahçesinde taştan yapılmış bir çeşme vardı.

Ve… şey… çok korkutucu bir şey var. Kene… keneler derinin üzerinde yerleşip kirli kan emiyorlar. (Bu aslında iyi bir şey sayılır, sanırım.) Ve keneler Belgrad ormanında fazlasıyla varlar. (Keneler Belgrad ormanında çok fazla olduklarından, bu orman için çok güzel bir takma isim buldum. “Keneler diyarı”) O yüzden Belgrad ormanını çok sevdiğim söylenemez.

Sanırım en önemli şeylerden birini söylemeyi unuttum. Belgrad ormanı piknik yapmak için çok uygun bir yer. Benim tercihim, çardaklar ve masalar varken yerde piknik yapılmaması. Çünkü keneler var… Ağaçlar birbirlerine yakın olduğu için çoğu kişi file yapıp, voleybol oynuyor. Ve bu benim de çok sevdiğim bir şey.

Genel olarak bir değerlendirme yapmak gerekirse, Belgrad ormanı (keneler hariç) piknik yapmak ve yürümek için harika bir yer.

Ve karşıma hiç hayvan çıkmadı…


 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page