Küçük Kajuk Miki
- Duru KAÇAR
- 25 Eyl 2025
- 2 dakikada okunur
Yazar: Duru Kaçar (12 yaşında)
Editör: Elif Mİna Direk ( 10 yaşında)

Gece sona ermişti, Kuzey Kutbu’nda Kajuklar için hayat başlamıştı. Küçük Miki yuvadan bir an önce çıkıp buz gibi havayı hissetmek için sabırsızlanıyordu, bu yüzden annesinin ısrarlarına rağmen var gücüyle koşarak tünele doğru ilerledi. Yukarı doğru uzanan tünelin duvarlarındaki çıkıntılara basarak tırmandı. Yeryüzüne vardığında ciğerlerini dolduran havanın mis kokusunu içine çekip koşmaya davam etti. Ve Yaşlı Kajuk’un; insan yavrularının bile bir metreye ulaşabildiğini ve buldukları her şeyi yediklerini söylediği insanlar aklına geldi. Kutupların soğuk havası, korkuyla birleşip daha soğuk olmuştu. Eve dönmeliydi ama arkasına baktığında gördüğü tek şey buz ve kardı. Annesini dinlemeyip uzaklaşmıştı. Yapacak bir şey yoktu, kutup ayılarına, daha kötüsü insanlara yem olacaktı.
Umutsuzluk içinde karların soğuğu içine işlerken uzaklardan bir ses duydu. Uzakta varlığını hissedebildiği bir şey vardı, bunun bir insan olduğunu biliyordu. Gözlerini kapatıp sonunu beklemeye başladı ama insan ona zarar vermemişti, hatta ondan korkmamıştı. Daha önce bir kutup ayısının onu gördüğü olmuştu ve kutup ayısı bile büyük bir çığlık atmıştı. Kalp atışları hızlanırken insan ona hiç beklemediği şekilde bir soru sordu:
-N’aber dostum? Yanında hiç yiyecek var mı?
Boyu bir metre civarında olduğuna göre bu, yavru bir insandı. Miki bunu düşünürken insan üşüdüğünü anlamış olacak ki onu kucaklayıp yürümeye başladı. Bir sıcaklık kalbinden tüm vücuduna yayılırken güvende olduğunun bilinciyle uykuya daldı. Uyandığında insanın evindeydi. Üç tane kafa üzerine eğilmişti ve bir yandan da onu rahatsız etmemek için kıpırdamamaya çalışıyorlardı. Galiba Yaşlı Kajuk’un anlattığı her şey doğru değildi.
Yolu bilmesine rağmen havanın kapalı, dışarının da çok soğuk olması nedeniyle eve dönememişti. Bunu söylediği zaman insanlar onu yuvasına götürmeyi teklif ettiler. Miki’nin yuvasına doğru uzun bir süre yürüdükten sonra biraz dinlenip güç toplamak için yemek yemeye karar verdiler.
-Milan bunlar senin en sevdiklerin, değil mi?
Baba insan bunları söylerken yavrusuna bakıyordu, demek ki yavrunun adı Milan’dı. Yiyecek olarak haşlanmış fok eti ve biraz balina sütü vardı. Bunları afiyetle yedikten sonra güçlenmiş bir şekilde yollarına devam ettiler. Bir süre sonra bastıkları kar tabakasının yerini buzlar aldı. Miki’nin mutluluğu giderek artıyordu çünkü bu yuvaya yaklaştıklarının bir işaretiydi. Küçük bir tünele vardıklarında işte gelmişlerdi. Tünelin içindeki çıkıntılara basarak aşağıya indiler, insanlar küçük Miki’yi evine bıraktılar ve vedalaşıp gittiler. Kajuklar da yuvalarına ilk defa gördükleri bu iyi kalpli insanları temsil eden üç tane heykelcik yaptılar. Neşeyle parıldayan heykellerdi bunlar. Artık biliyorlardı, tüm insanlar kötü değildi.
Kuzey kutbunun en soğuk noktasında kocaman bir buz parçasının yanındaki tünelden içeri girince Miki’nin yuvasını göreceksiniz. Belki heykelcikler o günkü neşeyle hâlâ parıldıyordur, kim bilir…


