Küçük Vampir Karnoi
- Feyza Yılmaz
- 27 Eyl 2025
- 3 dakikada okunur
Yazar: Feyza Yılmaz (12 yaşında)
Editör: Nahide Rana Can (1o yaşında)
Çizer: Hatice Ebrar Dürüyen (12 yaşında)

Karnoi, Vampir Hayatı Eğitim-Öğretim Okulunda, 4. Senesinde. Bugün, Vampirlerin Hayatları ve Temel Özellikleri dersinden sınavı var. Ama o hala yatağında horlayarak uyuyor.
Zıııırrr…zııırrr… Çalar saat Karnoi’yi uyandırdı. Yatağından kalktı ve lavaboya gitti. Elini yüzünü yıkadı ve formasını giymeye başladı.
“Karnoiii! Neredesin? Kanın seni beklemekten bayatlayacak!”
Bu Karnoi’nin annesi Slogun Volvora. Karnoi, annesi cümlesini bitirirken çorabını giyiyordu. Çorabını da giymiş olan Karnoi, hızlı adımlarla mutfağa gitti. Annesi onu yarı kızgın yarı endişeli bir şekilde bekliyordu. Karnoi, annesine günaydın dedi ve sofraya oturdu. Tam yemeğe başlıyordu ki annesi, “Acele et, sınava geç kalmak istemezsin değil mi?!” dedi. Karnoi yemeğini daha hızlı yemeye başladı. Yemeği bitince hızlıca dişlerini fırçaladı ve evden çıktı. Sokaklar tıklım tıklımdı. Karnoi, fazla hızlı yürüdüğü için, sınıfına çoğu kişiden önce geldi. Sırasına geçip ders zilinin çalmasını bekledi. Sonunda zil çaldı, herkes sırasına geçti. Öğretmen beş dakika sonra sınıfa girdi.
“Evet, günaydın çocuklar” Sınıf “Günaydın öğretmenim” diye bağırdı. “Hepinizin bildiği üzere bugün, Vampirlerin Hayatları ve Temel Özellikleri dersinin sınavı var. Şimdi lütfen herkes sırasının üzerindeki kitapları sırasının altına koysun.”
Herkes kitaplarını sırasının altına koydu. Öğretmen de sınav kağıtlarını dağıtmaya başlamıştı. Bir yandan da konuşuyordu; “Eğer kopya çekerseniz, korkarım kağıdınızı almak zorunda kalacağım.” dedi. O sırada Karnoi, Yosuka’nın çıkışta neden onunla bir yere kadar gitmek istediğini düşünüyordu. Acaba Yosuka onu nereye götürecekti? Öğretmen, sınav kağıdını verirken, Karnoi düşüncelerinden sıyrılıp, sınava odaklandı.
Okul çıkışında Karnoi’yle Yosuka buluştular. Yosuka önde, Karnoi arkada yürümeye başladılar. Karnoi yol ilerledikçe korkmaya başlamıştı. Çünkü çok sisli, karanlık bir ormanın derinliklerine doğru yürüyorlardı. Yosuka elini kaldırarak Karnoi’ye durmasını işaret etti. Karşılarında Karnoi’nin hayatında hiç görmediği, ıssız, yıkıldı yıkılacak bir ev duruyordu. Sanki daha önce şatoymuş da yıllar geçtikçe çökmüş gibi görünüyordu. Yosuka konuşmaya başladı; “Burası, eskiden evli ve çok mutlu bir çiftin eviymiş. Kadın ölünce, kocası delirmiş. Bakımlı ve çok güzel şatoyu, harabeye döndürmüş.”
Karnoi, neden buraya geldiklerini sormadan önce, “Adam nerede peki şu an?” diye sordu. Yosuka, “Adamın hala bu evde yaşadığına dair söylentiler dolaşıyor.” dedi. Karnoi, o sorunun sorulma vaktinin geldiğine kendini ikna etti ve “Peki biz neden buraya geldik?” diye sordu, çok endişeliydi. Yosuka, “Bu soruyu sormanı bekliyordum zaten. Adamın hala burada yaşayıp yaşamadığını merak ediyorum. Ama buraya tek başıma gelemezdim. En yakın arkadaşım sensin, bu yüzden seninle gelmek istedim.” dedi, Karnoi ise ona ağzı açık bir şekilde bakakaldı.
Yosuka sıkılmış görünüyordu. Karnoi’ye dönerek, “Hadi gel, içeri girelim.” dedi, işaret parmağıyla harap olmuş evi gösteriyordu. Karnoi, karşı çıksa da Yosuka onu ikna etmeyi başardı. Birlikte eve girdiler. Etrafı anlatmak isterdim, fakat anlatılamayacak kadar kötüydü. Örümcek ağları her yeri sarmış, çürümüş iskeletler avize gibi çatıdan sarkıyordu…
GACIIIRRRTTT
“Ne oldu?” diye sordu Karnoi. Yosuka, “Yok bir şey. Adım attığım gibi tahtalar ses çıkarıyor. Evde bebek yok en azından. Yoksa şu an hüngür hüngür ağlıyor olurdu.” dedi. Karnoi ona hak verdi. Tahtalar çok ses çıkarıyordu. Onlar evdeki başka hiç kimse de olmayan süsleri (Kırılmış aynaları, tozdan görülemeyen dolapları…) incelerken, Karnoi, bir tablo gördü. Ama bu tablonun üzerinde ne örümcek ağları ne de toz vardı. Çok iyi korunmuşa benziyordu. “Yosuka, baksana bir aile tablosu buldum!” dedi Karnoi. Yosuka yanına geldi ve tabloyu incelemeye koyuldu. Bir karı-koca, iki tane sevimli çocuk… Fakat bunlar vampir değil, hepsi kurtadamdı! İkisi tabloyu incelerken bir ses duydular. Yosuka adım attığında çıkan sesler ardı ardına çıkıyordu. Karnoi o an anladı, evde başka biri vardı! Yosuka’ya dönerek, “Yosuka, sen de sesleri duyuyor musun?” dedi. Yosuka şaşkın bir şekilde “Yok, duymuyorum. Tövbe, tövbe. Bu sesi duymamak mümkün mü Karnoi?” dedi. Karnoi biraz utansa da şu an bunu düşünemezdi. O sırada merdivende onlara bakan iki çift göz gördüler!
“Karnoi, o b-bir k-kurt adam!” dedi Yosuka afallamış bir halde. Karnoi, “Aa, öyle mi? Fark etmemiştim, söylediğin iyi oldu!” dedi laf sokarcasına. Kurt adam onlara doğru koşmaya başladı. Fakat Yosuka’nın ayağı bir tahtaya sıkışmıştı, hareket edemiyordu. Tam kurt adam onlara saldıracakken, kurt adamın önünü bir hayalet kesti! Kurt adam şaşırmış görünüyordu. Hayalet, “Sasika! Çocuklara saldırmayacaksın! DIŞARI, ÇABUK!” diye bağırdı. Kurt adam koşarak dışarı çıktı. Hayalet onlara döndü ve “Ah, çok üzgünüm çocuklar. Eşim eskiden de böyleydi.” dedi. Yosuka, “Yani, siz… Onlarsınız! Şehirde sizinle ilgili söylentiler dolaşıyor!” dedi. Hayalet kadın, “Ah, öyle mi? Artık hayaletlerde mi ünlü oldu? Neyse, eşim ben öldükten sonra çok değişti.” dedi. Yosuka,
“Şeyy, siz ölüsünüz. Ama eşiniz sizi görebiliyor, tam mana da ayrılmadınız yani.” dedi ve ayağını tahtadan kurtardı.
“Evet, beni görüyor. Ama bana dokunamıyor, benimle yatamıyor, ki hayaletler yatmaz. Hayalet olduğunuzda anlarsınız.” dedi. Ama Karnoi hayalet olmayı hiç düşünmüyordu. Yosuka ve hayalet biraz daha sohbet ettikten ve Karnoi onları sıkıcı bir şekilde izledikten sonra, ikisi evlerinin yolunu tuttular. Karnoi, bundan sonra hiçbir arkadaşının “Bir yere kadar gelir misin?” sorusunu sorgulamadan kabul etmeyeceğine yemin etti. Ama aynı zamanda içten içe mutluydu. Hayaletler sandığı kadar korkunç değillerdi. :)


