Maceralı Yolculuk
- Sümeyye İsra Çavdar
- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
Yazar: Sümeyye İsra Çavdar (13 yaşında)
Çizer: Ali Umut Ören (14 yaşında)
Editör: Nahide Ran Can (12 yaşında)

O gün Gofret Leo bir gürültü ile irkildi. Annesi ve babası ivedilikle bavullarını hazırlıyor, ara sıra gelip Leo’ya çabuk olmasını söylüyordu. Leo ise etraftaki değişik kıyafetli fabrika çalışanlarına bakıyor, bir yandan uskumru salatasını yiyordu. Leo, ailesi ve arkadaşları büyük bir gemiye bindi. Leo hayatında ilk kez gemiye biniyordu. Güneşten yanan Leo bir yandan manzarayı izliyor bir yandan da güneş kremini sürüyordu. Kutunun içi çok gürültülüydü ve vanilya kokuyordu. Dedikodu yapan teyzeler, oyun için kavga eden çocuklar… Leo bu gürültüye katlanmaya çalışıyor, bir yandan da sardalya salatasını yiyor ve peynirli pırasa suyunu içiyordu. Leo peynirli pırasa suyunun ağzında bıraktığı kaymak tadını seviyordu.
Leo çok yorulmuştu, tam başını kutunun kenarına koyup uyuyacaktı ki birden gemi durdu. Leo korkudan kıpkırmızı olmuştu. Bir annesine, bir babasına bakıyordu. İkisine de “Batıyor muyuz? Gemiden inecek miyiz?” diye sorular soruyordu. Annesi ve babası Leo’nun hafif kırmızı ve tombul yüzüne bakarak “Uçağa biniyoruz,” dediler heyecanla. Uçağa doğru götürülürken Leo çok heyecanlıydı, hayatında ilk defa uçağa biniyordu. Leo uçağa biner binmez camdan dışarıyı izlemeye başladı. Gözüne gökyüzündeki bir bulut çarptı. İçinden “Keşke bende onun gibi marketlerden yüksekte, uçaklarla aynı yükseklikte uçabilsem,” diye geçirdi. Birden aklına harika bir fikir geldi. “Madem onlar gibi olamıyorum, ben de onlara giderim,” diye geçirdi içinden. Hiç kimseye çaktırmadan kutudan çıktı ve kokpite doğru ilerledi. Pilotlar aralarında bir şeyler konuşuyorlardı. Kokpitte açık bulduğu bir camdan atladı. Kendini bulutun sırtında buldu.
Buluta fısıldayarak: “Benim adım Leo, senin adın ne?” Bulut: “Adım Niyas,” diye cevap verip Leo ile birlikte Atlas Adası’na doğru yola çıktı. Leo: “Neden Atlas Adasına gidiyoruz?” diye sordu. Niyas: Tabi ki maceraya gidiyoruz. Birlikte yola çıktılar. Yarım saat sonra Atlas Adasına vardılar. Leo bir düzlük bulup kurumuş yapraklardan kendine bir yatak yaptı. Bir yandan denizdeki dalgaların sesini dinlerken bir yandan ailesinin ne yaptığını düşünüyordu. Sonra beraber denize doğru keşif yapmaya çıktılar. Tam o sırada deniz hareketlenmeye başladı. Niyas ve Leo korku dolu bir şekilde denize bakıyor, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Onlar ne olduğunu anlayamadan bir dalga onları yuttu ve hiç bilmedikleri diyarlara götürdü. Gofretin paketi su almaya başlamış, Niyas sudan uçamayacak hale gelmişti. Gözlerini açtıklarında kendilerini masmavi okyanusun içinde buldular. Niyas fazla sudan uçamadığı için Leo çözüm bulmaya çalışıyordu. Aklında yanan ilk ampul işe yarar gibi gözüküyordu. Leo Niyas’ı iyice kavrayıp annesinin bez sıktığı gibi sıktı. Niyas hafiflemiş hissediyordu. Uçmayı denemesi ile uçması bir oldu. İkili çok sevinmişti. Hatta Leo denizdeki somon balıklarını yakalayıp akşam yemeğinde kızartmayı bile düşündü. Fakat Niyas “Bu kadar macera yeter,” diye bağırınca vazgeçti.
Leo ile Niyas gökyüzünden homurtu gibi bir ses duydular. Leo: “Bu uçağı bir yerden tanıyorum, ailemle bindiğimiz uçak!” diye haykırdı. Niyas’a durumu anlatıp ondan kendisini uçağa bırakmasını rica etti. Niyas gülümseyerek onayladı. Ailesine kavuşan Leo içinden “Ne maceraydı ama!” diye geçirdi.


