Maceranın Olmazı
Yazar: Zeynep Gökçe Polat (10 yaşında)
Çizer: Berra Toparlı (10 yaşında)
Editör: Nursena Nargül (13 yaşında)

O sabah uyandığımda odamın penceresinde bir ejderha oturuyordu. İlk başta onu rüya sandım. Sonra ejderha hapşırdı. Pencerenin camı zangır zangır titredi. Tül ve perde birden tutuştu.
“Çok acayip…” dedim uykulu bir sesle.
“İnsan sabahın yedisinde bu kadar gürültü yapar mı?”
Ejderha başını eğdi ve
“İnsan mı?” dedi, anlaşılan alınmıştı.
Yataktan doğruldum. Tam o sırada koridordan bir hayalet geçti.
“Günaydın Zeynep. Annen mutfakta seni bekliyor, bir de şu Çağan’a söyle perdeleri yakmasın yine!” dedi.
“Ben perde yakmam!” diye mızmızlandı Ejderha Çağan.
Gözlerimi ovdum, yataktan kalktım sonunda ama başıma gelecekleri bilsem kalkmazdım. Kalkar mıydım yoksa?
Yemeğimi yiyip Çağan ve Hayalet Mina ile okula gittik. Okulda ben sınıfa girdiğimde öğretmen ders anlatıyordu. Arkadaşım Erva’nın yanına oturup dersi dinledim. Teneffüste ejderhalar sınıfına gidip Çağan’ı bulmaya gittik. Evet, ejderhalar ve hayaletler ayrı sınıfta, biz insanlar ayrı sınıftaydık.
Sınıfa vardığımızda birden donakaldık. Sınıf bomboştu. Sonra Mina’nın sınıfına gittik. O sınıfta ise ürkütücü bir sessizlik vardı. Biz neler olduğunu düşünürken zil çaldı. İçimde kötü bir his vardı. Eve vardığımda ne Mina’dan ne de Çağan’dan haber vardı. Üstümü değiştirdim ve televizyonu açtığımda sarsıcı bir haberle karşılaştım. Dünyadaki bütün hayalet ve ejderhalar yok olmuştu. Polisler birçok olay yerini araştırmış ve ellerinde sadece bir tane kanıt vardı:
Bir pelerin! Muhtemelen bir ejderha pelerini.
Pelerinin üzerinde ise bir sürü sayılar ve matematik işlemleri vardı. Bu olay dikkatimi çekti ve hemen bilgisayarımın başına oturup araştırmaya başladım. Araştırma esnasında yanlış bir yere tıkladım ve karşıma daha da ilginç bir yazı çıktı. Sanki bana yardımcı olmaya çalışıyormuş gibi aradığım bilgiler karşımda duruyordu:
“Kont Gerisayım ve Hesap Çetesi”. Bu cümle iyice merakımı arttırdı.
“Kont Gerisayım ve Hesap Çetesi:
Kont Gerisayım, hesap çetesinin başkanıdır. Tüm hobisi ve ilgi alanı olan matematiği çok iyi kullanır. Kısacası matematik dehasıdır. Küçüklüğünden beri hayaletlere ve ejderhalara ilgisi vardır.” İşte o son cümle her şeyi açıklıyordu.
Erva’yı arayıp haber verdim ve olay yerimde buluştuk.
“İlla gözden kaçan bir şey vardır.” Dedim. O anda telefonumda kırmızı yanan bir ışık farkettim. Sanırım birileri bizi telefonumuzdan dinliyordu! Bunu tam Erva’ya söyleyecekken birdenbire yerdeki kapak açıldı, biz de içerisine düştük.
Taakk! Çok büyük bir ses çıktı. Hesap çetesi etrafımızı sardı. Kont Gerisayım pis pis gülümsedi. Bir şeyler yapmalıydık. Yanımızdaki tozlu bezi savurduk ve çıkan tozla oradan kaçmayı başardık. Onlar bizi aramak için dışarı çıktığında biz de etrafı aramaya başladık. Bir kez daha gördüğüm manzara karşısında donakaldım. Kont Gerisayım, ejderhaları sudan kafeslere kapatmış, hayaletleri ise kavanozlara tıkıştırmıştı.
Hızlıca Çağan’ı ve Mina’yı bulduk ve onlar bize “Hiç gelmeseydiniz ya. (!)” bakışları atarken kilitteki matematik problemini çözdük ve arkadaşlarımızı oradan çıkardık. Çıkışta hesap çetesi olduğu için Erva havalandırmayı gösterdi. Oradan kaçmayı başardık. Kont’un yüzünü görmek isterdim doğrusu. Eve geldiğimizde sıradan bir gün gibi hayatımıza devam ettik ama bizim her dakikamız bir macera zaten. Annem de kakaolu süt yapmıştı. Bu sütün kokusu bana mis gibi kokan çiçekleri hatırlatıyordu ve heyecanlı bir maceranın sonundaki huzuru anımsatıyordu…


