top of page

Mustafa Kemal Olmak Lazım

  • Sude Nazlı Erdoğan
  • 7 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Yazar: Sude Nazlı Erdoğan (12 yaşında)

Editör: Lina Birinci (10 yaşında)


                                         

Bunu benim bir öğrencim olarak tanıdığım ama sonrasında biz Türklerin büyük önderi olacak Mustafa Kemal’in çocukluğunun bir bölümünü öğrenmek isteyenlerin okuması için yazıyorum.

Ben Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Sabri. Hani o Mustafa Kemal’in ona Kemal adını veren matematik öğretmeni. 25 yaşındaydım. Yıl 1893. Sınıfa girdim. Herkesten isimlerini bir bir söylemelerini istedim. Başladılar söylemeye. Sen Ahmet’sin ben Kamil’im derken sıra en arka sırada oturan sarı saçlı, mavi gözleri alev alan bir çocuğa geldi. İlk bakışta ilgimi çekmişti.

Başladı konuşmaya.

-Adım Mustafa.

-Biliyor musun benim de adım Mustafa.

-Ne hoş bir tesadüftür ki, ilk defa bir muallimimle adaşım.

İlgimi çekmişti. Kimlerden olduğunu merak ettim.

-Sen kimsin, kimlerdensin? dedim.

-Benim anam Zübeyde Hanım’dır, babam ise Merhum Ali Rıza Bey’dir. Selanik’te doğmuş Selanik’te büyümüşümdür.

-Başın sağ olsun Mustafa.

-Dostlar sağ olsun muallimim.

-Hangi okullarda okudun şimdiye kadar?

-İlk olarak anam Zübeyde Hanım’ın isteğiyle Selanik Mahalle Mektebi’ne gittim. Oradan sonra Merhum babam Ali Rıza Efendi’nin isteğiyle Selanik Şemsi Efendi Mektebi’ne gittikten bir süre sonra Babam Ali Rıza Bey vefat etti ve biz kanadı kırılmış kuşlar gibi ortada kaldık. Anam beni ve Makbule’yi Langaza Kasabası’na Dayım Hüseyin Ağa’nın çiftliğine götürdü. Ancak Langaza’da düzgün bir okul olmaması ve anam Zübeyde Hanım’ın beni iyi bir eğitim almam istemesi nedeniyle maddi açıdan belimizi doğrultunca Selanik’e geri döndük ve ben Şemsi Efendi Mektebi’ne geri döndüm. Birkaç yıl sonra Mülkiye Rüştiye’sinde okumaya başladım ama asker olmak istemem sebebiyle anamın bile rızasını almadan bu mektebin sınavlarına hazırlandım ve muvaffak oldum. Gördüğünüz gibi şimdi buradayım.

BİRKAÇ AY SONRA

Mustafa’nın kıvrak zekâsı ve çok yönlü düşünmesi beni onu ilk gördüğüm andan itibaren etkilemişti. Sınıf birincisiydi. Notları hep yüksek gelirdi. Ben onu çok severdim, o da beni. Bir gün yine imtihandan yüksek almıştı. Ders arasında yanıma çağırdım.

-Bu imtihandan da en yüksek sen aldın Mustafa.  Takdir ediyorum seni.

-Estağfurullah Muallimim, o nasıl sözdür? Talebeyiz burada, iki imtihandan yüksek almışız, normaldir. Sizin gibi bir Yüzbaşının yanında bizimki nedir ki?

-Öyle deme Mustafa ben senin gözlerinde milletleri peşinde koşturacak bir ışık görüyorum. Ben sana güveniyorum sen büyüyünce büyük bir adam olacaksın. Bak aklıma ne geldi.

-Ne geldi muallimim?

-Bizim adlarımız karışır ya, hem sen de çok iyi bir öğrencisin. Ben sana mükemmellik , olgunluk anlamına gelen Kemal adını veriyorum.

-Ben çok teşekkür ederim muallimim. Sizin sayenizde yeni bir adım daha oldu. Bu şerefe nail olmak beni gururlandırdı.

Geleceğin önderi böyle mutlu olmuştu işte. Daha başına ne mutluluklar geleceğinden habersizdi.

                                                                                        

 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page