Mutluluk Hapının Sorunu
Yazar: Zeynep Gökçe Polat (10 yaşında)
Çizer: Sena Reyyan Eser (11 yaşında)
Editör: Asel Sözer (13 yaşında)

Zeynep 11 yaşında genç bir kızdı. Dalgalı siyah saçları ve bize oksijen kaynağı olan ormanlar kadar yemyeşil olan gözleri ile uzaktan bile fark ediliyordu. Zeynep’in yaşadığı yerdeki insanlar nasıl desek… biraz kıskançlardı. Her şeyi ama HER ŞEYİ kıskanırlardı ama en çok kıskandıkları şey komşuları Ütopya’ydı. Bu insanların kıskançlık yaptıkları konular Zeynep’e göre GERÇEKTEN çok saçmaydı. Neden Zeynep gibiler hiç mutsuzluk duygusunu tatmamışlar da onlar hep yaşıyormuş falan filan…
Zeynep bu cümleyi duyduğunda çok şaşırmıştı ve şöyle demişti.
“Bu kadar kıskançlık da çok fazla, her şeyi kıskanıyorlar. Onlar yüzünden dünya ikiye ayrıldı Distopya ve Ütopya diye”
Distopya başkanı “Bay akıllanmaz” bu konuyu araştırması için Bilim insanı “Bay Düşünür’e” güvendi. Bay Düşünür’e 17 gün uğraştı durdu ama nafile! Zerre kadar bir ipucu bulamadı.
18. günün sonunda cevap ellerindeydi.
Ama emin olmayan ellerdeydi. Bay Düşünür kürsüye çıkıp fikrini anlatmaya başladı;
“BAYANLAR VE BAYLAR,
Biliyor musunuz ki komşumuz olan Ütopya hep mutlu daha mutlu ve daha da MUTLU! Bizim mutlu olmaya hakkımız yok mu ?
- VAR!”
İşte mutlu olmak için bizim mutsuzluğu yok etmemiz lazım , bu yüzden de mutsuzluğu yok edecek haplar yapacağız.
Bay Düşünürün son sözü ciddi bir tartışmaya yol açtı ve sonunda oy birliği ile hapın yapılmasına karar verildi.
Haplar üretilmeye başladı. Distopya çok mutluydu. Zeynep karşı çıksa bile o da deneyip üzgünlüğünü atmıştı. İnsanlar çok mutluydular ama artık bazı şeylerden keyif alamıyorlardı.
Biri rahatlatıcı ve tadı da kokusu da güzel olan Türk kahvesi içerken sıkılıp fincanı kafasına dikip çıkıyordu. Tadını bile alamıyordu. Öbürü çiçeklerin güzel kokusunu içine çekmeden kopartıyordu. Bir başkası ise güzel tabiatın harikalarına bakmadan sadece yanından geçiyordu.
İndanlar zaten yapay haplarla mutlu olduğu için normalde onları mutlu edecek şeyleri kullanmaya, zevkini çıkarmaya yeltenmiyordu bile!
Zeynep de bir şeylerden tat alamaz oldu. Artık canı hiçbir şey yapmak istemiyordu. İnsanlar yaptıklarından keyif alamayınca mutsuz oluyor, mutsuz oldukça daha fazla hap içiyorlardı.
Hap yapılması zor olduğundan kimseye yetişmiyordu. Artık insanlar delirmeye başlamıştı. Distopya yavaş yavaş felakete sürükleniyordu. Distopya kralı ne yapacağını bilemez hale geldi. Zeynep de çok geçmeden bunu fark etti. Ne yapacaktı ki???
Birden bir fikir aklına geldi ve kendinde denedi. Fikri şuydu, Herkesin mutsuzluğu farklı olduğu için kullandığı haplar da farklıydı. Herkes evinde haplarını imha ederse sorunda yok olurdu. Kendine denedi ve hiçbir şey olmadı. Hırsla yatağına gömüldü. Sabah uyandığında üzerinde değişim hissetti.
- OLMUŞTU!
Bunu başkanla konuşmaya gitti. Önce bunu kabul etmediler ama sonra ikna oldular. Haplar tek tek yok oluyordu. Tek bir kişinin yok olmamıştı. Tabi ki Bay Düşünür’ün hapları yok olmadı.
Bay Düşünür onca uğraştığı hapını yok etmek istemiyordu. Bu onun en iyi icadıydı, o bir dâhiydi! Mükemmeldi! İnsanlar neden bu nefes kesici icadı kullanmaktan vazgeçmişti??? Hayır, Bay düşünür bunu kaldıramazdı… Bu onun kariyerinin sonu olurdu! Herkes bunu duyar ve mükemmel dahiyane Bay Düşünürün bir işe yaramaz olduğunu düşünürlerdi! Bay Düşünür tüm gece bu felaketi düşünüp uyuyamadı. En sonunda Bay Düşünür uyuduğunda diğerleri tarafından Bay Düşünür’ün hapları yok edildi ve Bay Düşünür akıl hastanesine kaldırıldı.
SİZ SİZ OLUN VE MUTSUZLUĞU YOK ETMEYİN. MUTSUZLUK OLMADAN MUTLULUĞU TADAMAZSINIZ.


