Otel Akok
- Elif Sare Şentürk
- 27 Eyl 2025
- 2 dakikada okunur
Yazar: Elif Sare Şentürk (10 yaşında)
Editör: Asel Sözer ( 12 yaşında)

Yaz tatili yaklaşırken, Ayaz ve ailesi internette “Erken Rezervasyon %70 İndirimli Muhteşem Tatil!” başlıklı bir reklam gördü. Güneşli plajlar, tropik meyve kokteylleri ve havuzlu odalar vardı aynı zamanda da çok yakındı; Antalya’da
Otobüsle başlayan yolculukta tek tuhaflık, şoförün hiç konuşmaması ve radyoyu hiç açmamasıydı. Bu size çok normal gelebilir ama Ayaz’a göre bu hiç normal değildi çünkü her Antalya’ya gittiklerinde otobüsün şoförü hep oynak müzikler açar yolcular ile sohbet ederdi.
Bir süre sonra nihayet görünür bir şey gördüler; bir tabela… Tabelanın üzerinde “Otel ATOK’a hoş geldiniz “yazıyordu. Ayaz azıcık ürpermişti çünkü tabelanın üzerinde kan izleri ve ölü kemikleri vardı. Sonunda gelmişlerdi otele. Otel çok şirin gözüküyordu ama bir o kadar da ürperticiydi.
Solgun tenli görevli şöyle dedi:
“Buyurun efendim… sonsuz tatiliniz başlasın!”
~
Ayaz’ın annesi, “Kesin çocuklar eğlensin diye konsept yapmışlardır,” diye fısıldadı. Babası ise “Ayaz bayılır böyle şeylere,” dedi. Ama içeri girer girmez ortalık biraz… garipleşti…
Lobide yürüyen mumyalar, yarasa olup kaçan vampirler, duvarlardan geçen hayaletler... Resepsiyondaki zombi kız, anahtarı verirken yanlışlıkla anahtar ile beraber parmağını da verdi ama sonra düzeltti.
Ayaz ve ailesi anahtarı aldıktan sonra odalarını aramaya geçtiler. Çünkü otelde tam 6666 tane oda vardı. Ve onlar 66. katın 66 numaralı odasındaydı. Ayaz biraz ürpermişti çünkü izlediği korku filminde filmdeki lanetli sayı sayılar 6 ve 66 idi. Odayı da koridorda yürüyen iskelet adamlara sorarak buldular. Odanın camından dışarı bakan küçük Ayaz ise şunu sordu:
“Anne? Bahçedeki o üç başlı köpek ne yapıyor?”
Ayaz’ın annesi sinirliydi. “Bey! Sen plajlı otel demiştin!”
Babası çaresizce cevap verdi: “Fotoğrafta vardı! Belki de… gece plajıydı?”
O gece odalarında kalmak zorunda kaldılar. Çünkü odadan çıktıkları an etraflarını zombiler ve Kurt adamlar sarıyordu.
Saat tam gece yarısı, otelin anons sistemi çalıştı:
“Sayın misafirler, gece büfemizde yarasa kanadı, ay ışığında marine edilmiş kurt adam köftesi ve taze beyin tatlısı servis edilmektedir. Afiyet olsun!”
Ayaz’ın annesi plajın derdinde iken babası yemeğin derdindeydi. Ayaz ise kendi kendine düşünüyordu otelin adı neden ATOK’du, anlamı neydi? Gelirken muhtemelen Antalya ile ilgilidir diye düşünürken aklına gelmemişti ki açılımının, “Aman Tanrım Orası Korkutucu” olduğu. Ayaz'ın annesi hala otelde plajın olmadığının derdindeydi (ve bu nedenle otelin müdürüne gidip biraz hesap sormuş bile olabilir) otelin yarı iskelet ve yarı demirden oluşan müdür ise annesinin yaptığı teklifleri hemen kabul etmek yerine iskelet kafasının üzerine taktığı melon şapkasını çıkartarak “hanımefendi ben artık bu işten biraz sıkıldım” diyen hırıltılı sesiyle müdürlük görevini Ayaz'ın annesine bıraktı
Babası ise hemen müdür yardımcılığına atandı! .
Annesi ise otele tabii ki de ilk olarak hemen bir plaj kurdu. sonrasında ise onlar gibi bu otele gelen aileler için daha az ürpertici odalarda yapmaya başladılar. Artık otele gelenlerin sayısı kat ve kat artmıştı. Anahtar görevlisi zombi kız ise kendi otellerinin dokunuşları olarak plajın üzerine küçük iskelet heykelleri koymak istediğini söyledi. Ayaz ve ailesi bu tatili asla unutmadı.


