Reform
- Sude Nazlı Erdoğan
- 7 gün önce
- 2 dakikada okunur
Yazar: Sude Nazlı Erdoğan (12 yaşında)
Editör: Asel Sözer

Ben bir rahibim. Adım Andreas. Rahip Andreas. Hani o kocaman büyük siyah top sakallı, kel, zayıf, uzun boylu rahip.
Yıl 1517. Almanya’da yaşıyorum. Hani bundan bilmem kaç yıl sonra belki de tarih kitaplarına yazacakları bir olayları ben de insanlar öğrensin diye bu defteri yazıyorum. Her şey bir sabah kilisenin duvarına 95 tane madde asılmasıyla başladı diye biliyor herkes. Ama her şey o zaman başlamamıştı. Ben de öyle sandım ilk ama öyle olmamış, onunla konuşunca bende anladım öyle olmadığını. Onun 95 Tezini yapıştırdığından birkaç gün sonra evine gidip konuştum.
-Martin ne yaptığının farkında mısın?
-Farkındayım evet birçok sıkıntı çıkabileceğinin farkındayım.
-Peki hepsini geçtim bunlar bir anda mı başladı? Nereden geldi bu cesaret sana?
-Hayır elbette. Biliyorsun ki kadim dostum ben küçüklüğümden beri rahip olmak isterdim, bildiğin gibi oldum da. Sonra endüljanslar(günah çıkartma) yaparken kendimi çok rahatsız hissetmeye başladım. Bundan yıllar sonra Roma’ya gittiğmde dinin ticarileştiğini ve din adamlarının lüks içinde yaşadığını fark ettim. Geri döndüğümde kilisenin bir sorunu olduğunu düşünüyordum. Wittenberg Üniversitesi’nde İncil’in orijinallerini incelerken artık kurtuluşun parayla değil imanla aklandığına kesin olarak inanıyordum.
Dediklerinden etkilenmiştim. Asıl ilgimi çeken nokta ise Martin gibi dine bağlı bir rahibin nasıl bu noktaya geldiğiydi. Orijinal İncil’de ne yazıyor olabilirdi ki? O yüzden sözünü kestim.
-Orijinal İncil’de ne yazıyordu?
-İnsan Tanrı karşısında kendi işleriyle değil, imanla aklanır.’ yazıyordu.
-Bbbben innannamıyorum bu nasıl olabilir şimdi sen endüljanslar, aforozlar(günah çıkarma) hepsi Yüce Papa’nın oyunu muydu diyorsun? Bu nasıl olabilir?
-Aynen öyle diyorum Andreas. Hepsi kilisenin oyunuydu. İstersen devam edeyim?
başımı salladım. Çok mantıklı konuşuyordu. Ben sanırım ona inanacak ve onun yanında duracaktım.
-Birkaç yıl sonra da Tetzel kampanya yapmaya başladı. Sloganı da şuydu:
“Kutuya para ruh düştüğü anda, araftan çıkar.”
Bu Tanrı’yla kul arasına girmekti. Tetzel günahların affını, araftaki ölü akrabaların kurtuluşunu vaad ederek insanları kandırarak zengin oluyordu. Bu kampanya benim cemaatime ulaştığında sabrım taştı. Bende 95 Tezini hazırladım ve kilisenin duvarına astım. Şimdi de belki beni aforoz edecekler belki öldürecekler ama ben insanlara Tanrı’nın arasına kimsenin giremeyeceğini dinin ticarileşmesine izin vermeyeceğim. Tanrı yolunda gerekirse canımı vereceğim. Asıl sen söyle benle misin, yoksa o Tanrı düşmanlarının o halkın sırtından zenginleşenlerin yanında mısın?
Söylediklerimde onu çok haklı bulmuştum. Ne kadar aptaldık ya o barbarların halkı kandırarak halkın sırtından para kazanmalarına şimdiye kadar göz yummuş hatta destek olmuştuk. Tabi ki de Martin’e destektim.
-Tabi ki her zaman yanındayım dostum bende senin gibi Tanrı yolunda ölmeye hazırım.
İşte benim de dâhil olduğum bu duruma sizin de ileride reform diyeceğiniz durum böyle başladı. Avrupa’nın artık Papa’nın her dediğini yapmayıp bilime, sanata yönelmesi böyle başlamıştı kim bilir daha neler neler olacaktı?


