top of page

Sadece Ben Kaldım

  • Fatma Zehra Demirci
  • 25 Eyl 2025
  • 2 dakikada okunur

Yazar: Fatma Zehra Demirci ( 12 yaşında)

Editör: Atlas Öz ( 11 yaşında)

Ölmek güzel bir şey midir yoksa kötü bir şey mi? Bence bazıları  için güzel bir şey, bazıları içinse kötü bir şey. Ama bana sorarsanız, ölmek çok güzel bir şeydir. Hey! Bana öyle bakmayın! Eğer siz de benim gibi mezarlıklarda yaşasaydınız ve her aile üyeniz gibi siz de ölünce hortlak olacak olsaydınız  benim gibi düşünebilirdiniz. Elbette öyle değilsiniz, büyük ihtimalle hiç olamayacaksınız da.

 Doğru okudunuz. Ben mezarlıklarda yaşıyorum, ailem gibi. Ve bizden önceki nesil de mezarlıklarda yaşadı ve ondan önceki nesil de... Ama biz sadece mezarlıkta yaşamakla kalmıyoruz. Aynı zamanda ölünce hortlak oluyoruz. Yani bir nevi ölümsüzüz. Kim ölümsüz olmayı istemez ki...

 Biz yaşayanlar hortlakları göremeyiz. Ama hortlaklar yaşayanları görebilir ama sadece geceleyin. Yani hortlaklar sadece gece mezarlarından çıkabiliyorlar. Güneş doğarken ise mezarlarına girmek zorundalar. Yoksa güneş onları yakıp kavurur. Ve sonsuza kadar ölü kalırlar.

Sanırım bir şey söylemeyi unuttum. Ailem benim lanetli olduğumu söylüyor. Küçükken bir büyücü beni lanetlemiş. Bu büyücü, hortlakları çok kıskanırmış. Bu yüzden beni ölümsüz yapmış. Hayır hayır! Bu benim istediğim bir şey değil. Ben hortlak olarak ölümsüz olmak istiyorum insan olarak değil! Ama bunu dert etmiyorum. Çünkü ben buna inanmıyorum. Gözümle görmediğim hiç bir şeye inanmam. 

Size biraz yaşadığım yerden bahsedeyim. Burası basık ve rutubetli bir yer. Hele ki gece olunca... Aile üyelerimizden biri gece inler. Sabah olunca da ne olduğunu hatırlamaz. Babam hortlak dedelerimizden birinin, geceleri ona musallat olduğunu söyler. O dedemiz, onu hiç sevmezmiş.

Bazı geceler bu inilti yüzünden uyuyamıyorum. O tür gecelerde yürüyüşe çıkarım. O gece de uyuyamamıştım. Ve yine yürüyüşe çıkmıştım. Etraf biraz karanlıktı ama hortlakların gece görüşleri çok iyi olduğundan ve benim de kanımda hortlaklık olduğu için, etrafı çok net görebiliyordum. Mezarların yanından yürürken, bir yandan da taşların üzerinde yazan isimleri okudum. "Yazık" dedim içimden "çoğu hortlak değil"

Çoğu...

 Hortlaklar şu anda beni görüyorlardı. İsteseler benim üzerime musallat olabilirlerdi. Babam hep, "hortlakları kızdıracak hiç bir şey yapma" derdi. Tam o anda bir ses duyuldu. Bir bomba sesi. Ve gözlerimin önünde bir bomba mezarlığın tam ortasına düştü. Tam ailemin olduğu yere. Bomba çok büyüktü. Patlayınca, alevler beni çevreledi...

  Uyanınca, yangın sönmüştü. Mezarlık harabeye dönmüştü. Ama sanırım ülkenin tamamına bombalar düşmüştü ve artık yüzyıllardır beklenen ülkeler arası savaş başlamıştı. Ayağa kalkınca iki şey fark ettim. Birincisi bedenimin ikiye bölünmüş olması, ikincisi ailemin artık tamamen ölü olmasıydı. Çoktan ruhları çıkmıştı.

Ve ben kalmıştım...

 Demek gerçekten lanetliydim ve gerçekten ölümsüzdüm.  Ve... Hortlak olamayacaktım. Etrafıma tekrar, tekrar ve tekrar baktım. Kimse yoktu.  Sadece  ben. Ben ve yangın külleri, ben ve yanmış ağaçlar, ben ve kırılmış mezar taşları. Ben ve...

 Sadece ben...

 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page