Sakızdaşlar
- Meryem Sare İbili
- 25 Eyl 2025
- 2 dakikada okunur
Yazar: Meryem Sare İbili (10 yaşında)
Editör: Azime Nesibe Ustabaşı ( 14 yaşında)

Ceyda, köy yolunda yirmi tane yumurta almaya gidiyordu. Mevsim kıştı. Yeri bir metre kar kaplamıştı. Yürürken biraz zorlanıyordu ama bir yandan da acaba yumurtaya yine zam gelmiş midir diye düşünüyordu. O günlerde haberciler “Köyü bir hayalet bastı!” diye haber salmışlardı. “Hayalet diye bir şey yok zaten!” dedi Ceyda içinden. O sırada omzunda fırından yeni çıkmış gibi sıcacık bir el hissetti.
Omzuna değen şey tam olarak bir el değildi aslında. Arkasına baktığında neredeyse üç metre boyunda, çarşaf gibi bembeyaz bir hayalet gördü. “Aaaaaaaa, hayalet!” deyip kaçmadı tabii ya da düşüp bayılmadı. Onun yerine hayaletten para istedi. Çünkü yumurtaya zam gelmişse annesinin o güzel omletini yiyemezdi. Hayalet donup kalmıştı. Biraz afallamış görünüyordu.
Ceyda, hayaleti sarsıp “Hey, kendine gel!” diyerek tekrardan para istedi. Hayalet kalan son parası olmasına rağmen Ceyda’nın cesareti karşısında dayanamayıp istemsiz bir şekilde cebinden on lira çıkarıp uzattı. (Hatta aramızda kalsın, o parayla sakız alacaktı).
Ceyda önde, hayalet arkada en sonunda yumurtacıya vardılar. Ceyda içeri girdi ve yumurtaları aldı. Yumurtacıdan çıkınca hayalete sadece gitmesi gerektiğini söyleyip eve dönmek için yola koyuldu. Hayalet yok olmuştu. Ama bu Ceyda’nın umrunda bile değildi. O; yiyeceği oval, karabiberli, pul biberli, susamlı ve mis gibi tereyağı kokan omletini düşünüyordu. Eve gidince annesinin o güzel elleriyle yaptığı efsane omleti tam sekiz dakika sabırsızlıkla bekledi. En sonundaysa omletine kavuştu. Artık huzurla uyuyabilirdi.
Ceyda, ertesi güne okul hazırlığıyla başladı. Sonra mutfağa gitti ve annesine “Günaydın!” deyip kahvaltıya oturdu. Kahvaltıda ev yapımı kuşburnu soslu waffle ve Ceyda’nın en sevdiği küf peynirli poğaça vardı. Kahvaltısını bitirince paltosunu, şapkasını, eldivenlerini, atkısını ve botlarını giyerek dışarı çıktı. Önce Kuşkonmaz Sokağı’na saptı, sonra Sanırım Oldu Oteli’nin yanından geçip sağa döndü. On sekiz adım yürüdü, sağa döndü, sonra sola döndü ve işte… Okul tam karşısında duruyordu.
Ceyda okulun nasıl geçtiğini anlamadı. Okuldan çıkıp eve doğru yürürken aniden bir gümbürtü duydu. Dünkü hayalet tam karşısındaydı.
-Her gün gelip durma, senden korkmuyorum!
-YA NE KORKUTMASI YAA! Ben sana on lira verdim ya hani canısı. O benim son paramdı. Dünden beri canım çok sakız çekiyor. Lütfen paramı geri verir misin?
Bunun üzerine Ceyda “Param yok ama sana ‘arkadaş aromalı bir sakız’ verebilirim.” dedi ve cebinden bir sakız çıkarıp hayalete uzattı. Sakızın etkisiyle hayalet ve Ceyda kaynaşmaya ve fıkırdaşmaya başladılar. Sakızlarını şişirip patlatarak sonsuza dek musmutlu bir hayat yaşadılar.


