Sevha İle Züko
- Elfida Küçükdal
- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
Yazar: Elfida Küçükdal (14 yaşında)
Çizer: Elif Alparslan (11 yaşında)
Editör: Zeynep Asya Fazıloğlu

Herkese merhaba! Adım Sevha. Ben 802 yaşında bir hayaletim. Durun, hemen, “Aaa!” demeyin, kimseye benden zarar gelmez. Ama benim zararsız sevimli bir hayalet olduğumu sadece en yakın arkadaşım Züko biliyor. Artık onunla aynı evde yaşıyoruz. O çok komik bir zürafa. İsterseniz size tanışma hikâyemizi anlatıyım. Evet, dediğinizi duyar gibiyim. O zaman hazırlanın, hikâye başlıyor!
Kış mevsimiydi, ocak ayının en soğuğundan. Etrafı bembeyaz bir örtü kaplamıştı. Bütün hayaletler bir araya gelmiş saklambaç oynuyorduk ki bir ara etrafta kimsenin olmadığını düşünerek görünür hale geldim. Ama yanılmıştım. Bir zürafa çok gürültü yaptığımız için korkup bir ağacın arkasına saklanmış ve etrafına endişeyle bakıyordu. Birden beni gördü ve bayılacak gibi oldu, neredeyse koca boynunu kırıyordu. Onu korkutmaktan başka çarem yoktu yoksa herkes varlığımızı öğrenebilirdi ve bu hayaletler arasında büyük bir suçtu. Seksen yıl hapis cezası çekerdiniz. Bu yüzden (hiç istemeyerek) üstüne yürüdüm ve korkunç bir surat takınarak korkunç sesler çıkardım. Beklediğiniz gibi tabanları yağladı. Ben de tekrar görünmez oldum ve evime gittim. Ertesi gün yakalamaca oynuyorduk ve dün yaşananlar aklımdan çıkmıştı; oysaki zürafa yine gelmişti. Fakat bu sefer yalnız değildi. Yanında annesi ve babası olduğu belli olan iki kişi daha vardı.
- Canım, burada kimse yok!
- Anne gördüm, üstüme geldi.
O anda kendimi suçlu hissettim çünkü benim yüzümden neslim tehlikeye girmişti. Fakat bunu kimse bilmiyordu ama yine de suçluydum işte.
- Züko'cuğum hayal görmüşsündür.
- Ben gidiyorum.
Benim yüzümden zürafa çocuk rezil olmuştu. Bu arada bütün hayaletler kulak kabartmıştı. Bunun için soruşturma açtılar ve bunun sorumlusunun benim olduğumu anladılar. Her ne kadar itiraz etsem de kimse inanmamıştı. Ama tek bir şansım kalmıştı. O da çocuğa zararsız olduğumuzu anlatıp daha çok kişinin bunu anlamamasını sağlamaktı. Fakat en zor kısım buydu. İlk iş olarak çocuğun en sevdiği oyuncağını sakladım sonra çocuk zürafa onu ararken ben oyuncağını sürükleyerek getirdim. Oyuncağını önüne bıraktıktan sonra görünür oldum ve çocuk yine hemen bağırarak kaçtı. Ertesi gün anne zürafa, yavrusuna en sevmediği yemeği yaptı: ıspanak. İşte fırsat elime geçmişti ve bunu kaçıramazdım. Annesi çöp atmaya gittiğinde ortaya çıkıp yumuşak bir sesle ona yardım edeceğimi söyledim ve ıspanağı mideye indirdim. Züko biran gülümsedi sonra hemen masanın altına saklandı. Böyle böyle günler geçti. Züko ile arkadaş olduk. İşte bizim eğlenceli, komik ve güvenilir anılar bırakan hikâyemiz böyle başladı...


