Sosyologların Gazabı
- Tuna Aydın
- 7 gün önce
- 2 dakikada okunur
Yazar: Tuna Aydın (9 yaşında)
Editör: Fatma Zehra Demirci (12 yaşında)

Ülkedeki bütün sosyologlar ağız birliği ile insanları fiziksel aktivitelerden arındırmaya karar vermişlerdi. Zamandan tasarruf etmek gerektiğini söylüyor, geliştirdikleri teknoloji ve sistemlerle çok daha konforlu ve verimli bir hayat vaat ettiklerini anlatan bildiriler yayınlıyorlardı. İnsanlar da hem bu rahatlık ve konfordan memnun, hem de bunu bir iyilik sanıyorlardı. Ama halktan Tuna adında yakışıklı ve sportif biri, bu duruma alışamamıştı. İçinden şunu düşünüyordu: Spor makine yağı gibidir. Çünkü spor yapmayan insanlar paslanmış robotlara benzer. Herkes kilo alırken o gizlice spor yapıyordu. Diğer insanlar da ona içten içe kızarak, ‘o neden hala formunda diye’ düşünüyorlardı.
Başta Mehmet Tarık olmak üzere durumundan memnun olan insanlar Tuna’yı durdurmaya çalıştılar. Tuna’nın en yakın arkadaşı Mezat Ali, ilk önceleri dirense de sonradan Tuna’nın destekçisi oldu.
Tuna şu aktivitelerden hoşlanırdı: Kitap okumak, özellikle çizgi romanlar, origami yapmak ve benzeri şeyler. Mezat Ali’nin sevdiği şeyler ise: Origami, tırmanma, koşma ve Tuna için hediyeler tasarlama. Tuna, Mezat Ali’nin hediyelerine bayılıyordu ve bazen içinden cızırdayan köftelerde çıkıyordu. Cızzzzz. Paketin içinden bir anda et kokusu yayıldığında Tuna her seferinde kendinden geçiyordu.
Neyse biz hikâyeye devam edelim. Zamanla şehirdeki insanlardan bazıları, telefonlardan ve kolay yaşamdan sıkılmaya başlamışlardı. Neden mi? Çünkü artık kilo alıp obeziteden ölenler vardı. Mutsuz olanlar, eski hayatlarını özleyenler ve fiziksel aktivite yapmak isteyenler. Birçoğu ise telefonlara gözlerini dikmiş ve ellerinde egzama olsa bile telefonla oynamaya devam ediyorlardı.
Bu sebeplerden dolayı, dünyadaki insan sayısı oldukça azaldı. Sanki nükleer savaş olmuş da savaştan bin kişi sağ çıkmış gibiydi. Sosyologlarsa yaşıyorlardı. Çok dinç ve sağlıklılardı. Çünkü insanları bağımlı yapmadan önce, kendilerini bağımlılıktan koruyacak haplar içmişlerdi. Size daha sonra vermem gereken bir sır vereyim mi? Sosyologlar kendi aralarında teknoloji kullanımını kısıtlamışlardı. Çünkü internetin onlara ne yapacağını biliyorlardı.
Ve iki sırrım daha var. Birincisi: yeraltı tünelleri bir spor salonuna çıkıyordu. Tabii bu sırrı Tuna ve Mezat Ali biliyordu. Bu yüzden ikisi de formundaydı. Akşamları gizli gizli oraya gidiyorlardı. Bir akşam tünele girecekleri sırada, Mehmet Tarık onları gördü. Ve Tuna’yla Mezat Ali’ye çaktırmadan o da tünelden geçip spor salonlarına ulaştı. Bir süre sonra değişen görüntüsü sebebiyle karısı ona övgüler yağdırdı. Sonra Mehmet Tarık köyün bütün kızlarını ve erkeklerini toplayıp tünelleri gösterdi. Bugünden sonra sosyologlara karşı bir direniş başladı. Kısa süre sonra sosyologlar baskılara dayanamayıp kaçmak zorunda kaldılar.
Aa, ben size ikinci sırrı söylemedim. İkinci sır ise şuydu: Mezat Ali ve Tuna da bağımlılıktan koruyan haplar içiyorlardı. Onların bu uyanıklığı halkın ayaklanmasını sağlamıştı.


