top of page

Yazar Olma Yolunda Beş Altın Adım

  • Ayşe Zehra Ulamış
  • 7 gün önce
  • 3 dakikada okunur

Yazar: Ayşe Zehra Ulamış (9 yaşında)

Hey, merhaba! Yazar olmak istiyorsan doğru adrestesin. Çünkü bugün sana yazar olma yolunda ilerlemen için harika tüyolar vereceğim. Eğer iki saniye içinde, sihirli bir değnek değmiş gibi muhteşem hikayeler yazabileceğini sanıyorsan yanılıyorsun. Böyle düşünüyorsan bu metni okumayı bırakmanı tavsiye ederim. Yok eğer devam edeyim diyorsan, haydi başlayalım.

Birinci Adım: Kitaplara sarıl!

Arkadaşım, sarıl derken yanlış anlama. Bunu söylerken kollarını dolayarak kucaklamaktan bahsetmiyorum. Bunu yapmak istersen annene, babana veya kardeşine sarılabilirsin. Kitaplara sarıl derken büyük bir istekle okumaya kendini ver diyorum. Güzel yazılar yazmak istiyorsan mutlaka bol bol kitap okumalısın. Ne kadar çok okursan kelime hazinen o kadar artar üstelik farklı bakış açıları görürsün. Bu konu ile ilgili pek çok araştırma yapılmış ve bu araştırmalar okuma ve yazma arasında bilimsel olarak güçlü bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor.

İkinci Adım: Hayal Kaslarını Çalıştır!

Hayal kurmak güzel bir yazı yazmanın anahtarıdır. Hayal gücünü geliştirmek için sanat, el işi, doğa yürüyüşleri, drama, müzik ve dans gibi etkinliklerle ilgilenebilir hatta evinde oturmuş patlamış mısırını afiyetle yerken mısır tanelerini bir şeylere benzetebilirsin ya da araba yolculuklarında bulutlardan ejderhalar, köpekler, çiçekler görebilirsin. Ama bence hayal gücünü en güzel geliştiren etkinlik hikâye okumak ve anlatmaktır. Kendini birden hikâyenin içine ışınlanmış hissedebilirsin. Bebek bir kardeşin varsa o anlamaz diye düşünmeden ona bol bol hikaye okuyabilirsin. Bu konudaki araştırmalar erken dil girdisinin zihinsel esnekliği artırdığını söylüyor. Bebek için kitap okumak sadece kelime değil aynı zamanda duygusal bağ demektir. Güvende hisseden bebek daha özgür keşif yapar bu da hayal gücünü destekler. Hayal gücü birden ortaya çıkmaz, dinlenilen hikayelerle yavaş yavaş büyür, tıpkı sporcuların kasları gibi.

Üçüncü Adım: Kalemi Korkutma!

 Sakın ‘Ya yanlış yazarsam’ diye düşünme. İlk yazdığında mükemmel olacak diye bir şey yok. Böyle yaparsan kalem sana küser, senden kaçar. Hatalar yapman normal ne de olsa yanlış yaparak doğrusu öğrenilir. Önemli olan senin cesaret edip yazman. Demem o ki silgiyle barışık ol. Yazı her zaman harika başlamayabilir bu durumlarda silgi en iyi dostundur. Sileriz, düzeltiriz ama asla vazgeçmeyiz. Çünkü yazarlar pes etmezler. Şimdi sana tanıdığını düşündüğüm  bir yazardan örnek vermek istiyorum. J.K. Rowling – Harry Potter’ın yazarı, ilk kitabını yayımlatmadan önce 12 yayınevinden ret aldı. Bir dönem işsizdi, maddi sıkıntılar yaşıyordu ve kitabını küçük kafelerde yazıyordu ama vazgeçmedi. Bugün dünyada en çok okunan yazarlardan biri. Eğer pes etseydi Harry Potter hiç doğmayacaktı.

Dördüncü Adım: Kendine İnan İçindeki O Ses Boşuna Konuşmuyor!

‘Ben yazar olamam!’, ‘Ah, çok kötü yazdım!’, ‘Puff!’ demek yasak. Eğer tüm yazarlar böyle deseydi Dünya adlı gezegende hiç ama hiç kitap olmazdı. Moralin düşebilir, sıkıntı yok. O zamanlarda pes etmemen gerektiğini hatırla! Çünkü A’dan Z’ye tüm yazarlar bir zamanlar çocuktu, defterlerine yazı çalışmaları yapıyorlardı. Mesela İpek Ongun, 9 yaşındayken bordo renkli, deri kaplı günlüğüne ‘Ben muharrir olacağım.’yazmış. Şu an 83 yaşında ve pek çok kitabı var. Eğer kendine güvenmeseydi şimdi bu kadar iyi bir yazar olamazdı. Unutma, belki en güzel hikâye senin defterinde gizlidir.

Beşinci Adım: İşi Bilenin Yanında Piş!

Mesela, saç kesmek isteyen berberden, güzel yemek yapmak isteyen şeften, mobilya yapmak isteyen marangozdan ders alır. Sence yazar olmak isteyen birinin de bir yazardan ders alması yerinde olmaz mı? Şimdi sana bu işin ustası bir yazardan söz edeceğim. ‘Ormanı Yemek Yasak’, ‘Duvarları Gıdıklanan Okul’, ‘Macera Ekspresi’, ‘Baldağı Vadisi’ ya da ‘İlham Çobanı’ kitaplarından en az birini duymuş ya da okumuş olmalısın. Doğru bildin, Tuğba Coşkuner’den bahsediyorum. Kendisinin sıkı takipçisiyim. Daha önce Bursa Kitap Fuarı’nda ve İstanbul’da Cezve Çocuk Pikniği’nde tanışmıştım ama 10 Kasım’da başlayıp 8 hafta süren yazarlık derslerinde kendisini daha yakından tanıyıp, ondan yazarlık konusunda pek çok bilgi öğrendim. Hatta bu derslerden birini Tuğba Öğretmen’imizin eşi Bilal Abi’yle yaptık, o ders de çok keyifliydi. Yazı yazarken betimleme yapmanın, beş duyu organını kullanmanın ne kadar önemli olduğunu öğrendik. Birçok farklı yazı türü öğrenip, bu türlerde yazılar yazdık. Hatta san bir sır vereyim mi? Şu anda okuduğun yazı da bunlardan biri. Son derste arkadaşlarım ve ben ‘Keşke dersler hiç bitmese, okul gibi hep sürse.’ dedik. Sana da bu tür derslere katılmanı tüm samimiyetimle tavsiye ederim.

Sonuç olarak yazar olmak, okumak, hayal kurmak ve bol bol denemekle olur. Kim bilir belki bu yazıyı okuyan biri geleceğin ünlü bir yazarıdır. Şimdiden imza alalım mı?

 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page