Zorlu Maceram
- Sevdenur Bilir
- 7 gün önce
- 2 dakikada okunur
Yazar: Sevdenur Bilir
Editör: Ahmet Eren Öztürk (11 yaşında)
Çizer: Zeynep Bera Tozlu (13 yaşında)

Yağmurlu bir sabah, odamın camına vuran damlaların sesiyle uyandım. Bir an duraksadım; bir şey eksikti. Eksik olan pozitif duygularım mıydı? Sadece negatif düşünüyordum, pozitif düşünemiyordum. Hemen annemin yanına, aşağı kata indim. “Anne, benim duygularım yok olmuş,” dedim. Annem gülerek, Nasıl kızım? Gayet duyguların yerinde duruyor, diye cevap verdi. Bu durum beni iyice ürkütmüştü. Yukarı çıkıp odama geçtim. Acaba sadece bende mi böyleydi? Belki annem fark etmemiştir diye düşündüm. Bilgisayarı açıp son dakika haberlerine baktım: Doğa kirliliği arttı, Elektronik eşyalar zararlı mı, Su 10 TL mi oluyor?... Hiçbiri işime yaramadı. Başka bir seçenek bulmam gerekiyordu. ‘’Belki NASA bu durumdan haberdardır’’ diye düşündüm. NASA’nın hesabını bularak bir e-posta attım.
Merhaba Sayın NASA,
Size bir konuda başvurmak istiyorum. Bu sabah uyandığımda pozitif duygularımın yok olduğunu fark ettim. Siz de böyle bir durum tespit ettiniz mi? Bu durumun kaynağını bulabilir misiniz? İsterseniz size yardımcı da olabilirim. Yanıtınızı bekleyeceğim. Şimdiden teşekkürler. Mesajı yolladıktan sonra kahvaltıya indim. Annem harika bir sofra hazırlamıştı; krep ve çikolatalı süt… Karnımı doyurup tekrar bilgisayara gittim. Bir mesaj vardı.
(NASA’dan bir mesajınız var.)
“Merhabalar. Bu durumu fark eden tek kişi sizsiniz. Bunu duyunca bizim de aklımıza sorular geldi. Bize yardım edebilirsiniz. İsterseniz telefonla ya da mesajla iletişim kurabiliriz. Sizinle çalışmak bizim için gurur verici olur.” Bu mesaj içimi ısıtmış, beni çok sevindirmişti. Hemen görüşme başlattık. Onlar büyük ekranlarda araştırma yapıyordu; ben ise olası nedenleri düşünüp sorular soruyordum. Tek tek her şeyi inceledik ve birkaç bilgiye ulaştık.
Duyguların aniden ortadan kaybolması, kazaların, düşmanlıkların ve zorbalıkların artması, gece saat 04.00 sularında ortaya çıkan büyük bir mavimsi ışın… Kamera kayıtlarında ışın belirip bir anda kayboluyordu. Bu bilgiler işe yaramıştı. NASA’daki birçok yetkili haberi duyurmaya başlamıştı bile. Çalışmalarımız tam 9 saat sürdü. Akşam olmuştu. Yemek için aşağı indim ve anneme her şeyi anlattım. O da en az benim kadar şaşkındı.
Yemeğimi hızlıca bitirip odama koştum. NASA bu olayın kaynağını bulmuştu! Hemen beni aradılar. Her şeyi masaya yatırıp bunu nasıl durdurabileceğimizi düşündük. Az seçenek vardı çünkü ışınlar Everest Dağı’ndaki bir patlamadan, dağın ortasında bulunan mağaradan çıkan mor bir sistemden kaynaklanıyordu. Ben zehirden bir örnek alıp incelemeyi önerdim; fakat NASA bunun çok tehlikeli olacağını söyledi.
NASA birçok haber daha yayınladı; sayı 37’ye çıkmıştı. Sonunda, bu sistemi yok edebilecek bir bomba geliştirdik. NASA çalışmalara başladı. Ben ise yorgunluktan uyuyakaldım.
Sabah uyandığımda hâlâ duygularım geri gelmemişti. Ancak NASA’dan mesaj vardı:
“Bu sabah 09.27’de bomba uçakla bölgeye bırakılacaktır. Bizden haber bekleyiniz.”
Bu haber beni çok sevindirmişti. Geri sayım yaptım… Tam 09.27’de büyük bir ışık parladı. Herkes bir an duraksadı ve o duraksamayla birlikte herkesin eski düşünceleri, duyguları yerine geldi.
NASA: “Bize çok yardım ettiniz, teşekkür ederiz.”
Ben: “Rica ederim, ben de size teşekkür ederim.”
Sonra onlarla birlikte bir haber gerçekleştirdik. Hayatımda yaşadığım en garip olay buydu. Ama iyi ki duygularım geri gelmişti.


