top of page

Doyamadım Lokantası

  • Ömer Karataş
  • 3 Mar
  • 2 dakikada okunur

Yazar: Ömer Karataş (11 yaşında)

Çizer: Berra Kandemir (10 yaşında)

 

Doyamadım Lokantası yine her zamanki gibi tıklım tıklımdı. Müşteriler burada yemek yiyebilmek için adeta birbiriyle yarışıyordu. Haksız da sayılmazlardı hani. Yemekleri bir harikaydı. O şişko, cimri, pis, hırsız aşçı gerçekten de çok marifetliydi. Ben demiyorum hırsız diye. Geçen gün iki garson konuşurken duydum. Mutfaktan sürekli erzak çalıyormuş. Başka bir gün de şişko aşçı ile müdürün konuştuğunu duydum. Onlar da bulaşıkçının hırsız olduğundan şüpheleniyorlar.  Bu kadar konuşma, tartışma beni çok yormuştu ama merak da etmiyor değildim. İçim içimi yiyordu.

O gün yine erzak kamyonunun lokantada olması gerekiyordu. Kamyon lokantanın kilerine yanaşınca her yeri mis gibi bir koku kaplardı. Hele o sucuklar hele o sucuklar… Tavadaki cızırtısı iki sokak ötedeki çocuğu bile çıldırtabilirdi. Ama ben en çok eski kaşarı severim. Neler yoktu ki o erzak deposunda. Etler, balıklar, her türlü meyve sebze, kuru bakliyat, konserveler… Erzaklar indirilirken gene bir gürültü patırtı koptu. Her zamanki gibi baş garsonu eleştiriyordu şişko aşçı. Neymiş efendim bu adam tam bir budalaymış. Ne yemek servisinden anlarmış ne de müşteri memnuniyetinden. Geçen gün balık sipariş eden müşteriye sucuklu yumurta, tavuk sipariş edene lahmacun götürmüş. Nasıl da baş garson olmuş, bir türlü anlamıyormuş. Hem üstüne üstlük bir de hırsızmış. Amaan neyse… Bıktım bunların kavgalarından.

Patron çalışanlar arasındaki bu gerginlikten çok rahatsızdı. Bazen bulaşıkçının gönlünü almak zorunda kalıyor bazen aşçının. Kimi zaman bir garsona çıkışıyor kimi zaman da baş garsona. Ama en çok da kilerdeki hırsızlık hadisesi canını sıkıyordu. Bir türlü yakalayamadılar. Dün bir olay yaşandı. Herkes işinde gücünde iken kilerden bir ses duyuyor şişko aşçı. O kilosuna rağmen nasıl da birden atıldı kilere. İçerden çok fena sesler geliyordu. Sopa sesi, çığlıklar, bağırışlar… Aşçı birazdan büyük bir sevinçle çıktı içerden. Elinde de hırsız… Nihayet yakaladım o melun hırsızı dedi. Meğerse bütün o yiyecekleri bu arsız hırsız çalıyormuş. Hırsızı kuyruğundan yakalamış. Evet yanlış duymadınız. Kuyruğundan… Bu farecik nasıl olmuştu da bu kadar yiyeceği aşırabilmişti. Birbirine hırsız diyenler başını önüne eğmiş utanıyordu. Bütün personel sevinç içindeydi. Sadece ben bıyık altından gülüyordum. Bir bilseler farenin suçu olmadığını. Halbuki bütün her şeyi ben alıyordum. Ama kendim için değil tabi. Yavrularım aç mı kalsın. Mahallemizde annesiz kalmış iki kedi yavrusu var. Onları evlat edindim kendime. Onları doyurabilme imkanım olmadığı için de lokantadan arada sırada bir şeyler götürüyorum onlara. Yanlış yaptığımı biliyorum. Söz bir daha yapmayacağım. Ha bu arada ben kim miyim? Ben kurye. Motor kurye.

 

          

 
 

©2022, Dergi Mudita, her hakkı saklıdır.

bottom of page